Online
KOZMETOLOJi DERGiSi

Sayı: 1, Cilt 2, Yıl: 2003


GÜNEŞ KORUYUCULARI

Öğr. Gülsuna ÖZBEK*

Güneş ışınları, geniş bir elektronmanyetik enerji spektrumuna sahiptir. Bunlar kozmik ışınlardan başlayıp gamma X morötesi (Ultraviolet), görünen ışık, kızılötesi (İnfrared) ve radyo ışınlarına dek oluşan küçükten büyüğe değişen dalga boylarındaki ışınlardır. Ancak bizi ilgilendiren ışın dilimi görünen, ultraviyolet (UVR) ve infrared ışınlarıdır. Çünkü cildimizdeki istenmeyen etkilerden sorumlu olan bu spektrumdur.

            Dünya yüzeyinde (deniz seviyesinde) güneş ışığı 290-3000 nm dalga boylarındaki ışınımlardan oluşur. Normal insan derisindeki etkili olan ve bazı deri hastalıklarına neden olan ışınım ise 290-400 nm dalga boyundaki ultraviyolet ışını ve bazen de 400-760 nm dalga boylarındaki görünen ışınımdır. 290 nm den daha kısa dalga boyundaki ışınımlar, ozon tabakası ve stratosferdeki moleküler oksijen tarafından selektif olarak absorbe edildiği için deniz seviyesine ulaşamaz. Kronik güneş harabiyetinin gelişiminden dalga boyuna göre değişen ışınlar sorumludur. Solar spektrumun görünen ışınlardan oluşan kesiminin deriye zararlı etkileri yok sayılır. Ancak lazer sistemleri içinde verildiğinde deriye sakıncalı etkilerde bulunabilir, bazı hastalıkların gelişiminde rol oynayabilir.  

            Dünya Yüzeyine Ulaşan Güneş Işınları

1. UV Işınları (290-400 nm): 3’e ayrılır

-UVA ışınları deride birikmiş melaninin koyu renk almasını sağlar.

-UVB derinin erken yaşlanmasını ve güneş yanığını gerçekleştirir. Melanositleri uyararak melonazomların daha çabuk yapılmasını ve sonuçta derinin bronzlaşmasını kolaylaştırır.

-UVC ışınları atmosferdeki ozon tabakası tarafından absorbe edilerek yeryüzüne ulaşamazlar. Bu ışınlar bakterisit olup, güneş yanığına neden olurlar.Ameliyathanelerde sterilizasyon maksadıyla kullanılır.

2. Görünür ışık (400-760 nm): Gözle görülebilen ışınlardır, retinayı uyarırlar.

     3. İnfrared ışını (760 nm den daha uzun dalga boyları): Sıcaklık şeklinde algılanır.

Güneş Işını Spektrumu

Dalga boyu (nm)

Işın

0.01-10

X

10-200

Vakum UV

200-290

UVC

290-320

UVB

320-400

UVA

400-760

Görünür ışın

10000

Yakın kızılötesi

100000

Uzak kızılötesi

 

Güneş Işınlarının Zararlı Etkilerinin Dalga Boyları İle İlgisi

Fotobiyolojik Etki

UVB (290-320 nm)

UVA (320-400 nm)

Görünür Işın (400-760 nm

Erken pigmentasyon

Var

Var

Yok

Gecikmiş pigmentasyon

Var (Çok güçlü)

Var (Orta-yüksek)

Yok

Güneş yanığı

Var (Güçlü eritem)

Var (Zayıf eritem)

Yok

Fototoksisite

Var

Var

Var

Fotoallerji

Yok

Var

Yok

Foto yaşlanma

Var (Güçlü)

Var (Hafif-Orta)

Var

Fotokarsinojenez

Var (Güçlü)

Var (Zayıf)

Yok

Vitamin D sentezi

Var

Yok

Yok

İmmünmodülasyon

Var

Var

Yok

Hiperplastik reaksiyon

Var

Var

Yok

 

            Güneş Işınlarının Deri Altına Emilimi: Derinin görevlerinden biri de absorbsiyon görevidir. Her türlü maddeyi yeteri kadar deri altı dokularına kadar indirebilme yeteneği olmamasına karşın güneş ışınlarının dalga boylarına ve geliş açılarına göre deri altına emilimi gerçekleşmektedir.bundan dolayı UVA ve UVB ışınlarının deri altına emilimini önleyebilmek için deri bazı doğal savunma mekanizmaları geliştirmektedir.Bunlar ; bronzlaşma, St. Corneum tabakasının kalınlaşması ve hücre yenileme süreci olarak ifade edilebilir. Daha detaylı ifade etmek gerekir ise güneş ışınlarının deri altına tamamının emilimini gerçekleştirmemek ve zaralı tüm etkilerden etkilenmesini önlemek için derinin doğal bir savunma mekanizması vardır. Bunlar;

                        1-Saçlı deride saçlar

                        2-Deri yüzeyinde lipitler

                        3-Terde urosonik asit sekrasyonu

                        4-Stratum corneum

                        5-Beta karoten (Serbest radikal temizleyici)

                        6-Antioksidan enzimler

                        7-DNA tamir sistemi

            Tüm bunlara rağmen derinin emilim görevinden ve güneş ışınlarının yoğun etkilerinden dolayı vücudun doğal koruyucu etkileri yeterli gelmeyebilir. Böylece epidermis ve dermise kadar etkili olan güneş ışınları tehlikeli tahribatlara yol açmaktadır.

            Güneş ışınları vücutta damar genişlemesi, kan hacminin artması ve cildin kızarması gibi deri değişimlerine yol açmaktadır. Kızarıklık cildin güneş ışınlarına karşı tepkisidir. Yanma ise güneş ışınlarının epidermis tabakalarını veya dermisi etkileyerek ışınların etkisine karşı cildin kendini koruyamamasıdır.

            Güneş ışınlarının bu zararlı etkileri ve derinin bu etkilerden yoğun olarak etkilenmesinden dolayı güneş koruyucu preparatlar kullanılmalıdır. Güneş preparatları zararlı UV ışınlarını apsorplayarak ve uzun dalga boylu ışınları geçirip pigment oluşmasını sağlayarak etki ederler. Koruyucular güneşin zararlı ışınlarını emerek cildin zarar görmesini engeller. UVA ve UVB ışınlarını engelleyici koruyucular kullanmak gerekir. Bu koruyucular özellikle yüzde oluşabilecek kızarıklıklar ve güneş yanıklarından cildi koruma amaçlıdır.

            Kozmetiklerde kullanılan etkin maddelerin sistematik dolaşımına geçmeden sadece deri yüzeyinde ve tabakalarında etki göstermeleri istenmesine rağmen güneşten koruyucu ve bronzlaştırıcı ürünlerin çok geniş vücut alanına tekrarlanan dozlarda ve genellikle sıcaklık ile nem faktörlerinin de bulunduğu ortamlarda uygulanmaları, bunların deri den absorpsiyonlarını artırıcı faktörlerdir. Formülasyon parametreleri de absorbsiyonu artırma yönünde ise önemli miktarda etkin maddenin kana karışması kaçınılmaz bir sonuçtur.

            Birçok güneşten koruyucu en fazla 290 ile 320 nm. Dalga boyundaki UVB ışınlarını absorbe eder.Bu maddelerden yalnızca benzophenon ve anthranilat 320-400 nm. Dalga boyundaki UVA ışınlarını daha fazla emerler.        

            Deri altına emilimine etki eden faktörleri incelerken kullanılan kozmetik ürünler ve güneş ışınlarını biyolojik ve kozmetiklerin fizikokimyasal özellikleri göz nünde bulundurulur. Buna göre aşağıdaki tablo incelenmelidir.

FİZİKOKİMYASAL FAKTÖRLER

BİYOLOJİK FAKTÖRLER

İlacın yağ/su karışımı

İlacın çözünürlüğü

İlacın iyonizasyonu

Sıvağın tipi

İlacın konsantrasyonu

Derinin patolojik durumu

Bölgesel farklılıklar

Derinin hidrasyonu

Derinin metabolizma etkisi

Derinin sıcaklığı

Preparatların uygulama alanı ve sıklığı

Cinsiyet ve ırk farkı

GÜNEŞ IŞINLARININ ETKİSİ

            Güneş ışınları ve yapay ışık kaynaklarından elde edilen UV ışınlarının insan ve insan derisi için birçok faydaları ve zararları vardır. Fotosentez, görme duyusu, vitamin D sentezi, patojenlerin yok edilmesi, sağlıklı bir bronzlaşma sonucu derideki melaninin koruma fonksiyonu, insan psikolojisine olumlu etkisi, psoriasis ve diğer deri hastalıklarının fototerapi ve fotokemoterapisi yararlı etkileridir. Ancak yaşam için vazgeçilmez olan bu ışının fazlası fotoprotektif mekanizmaları zayıf kişiler için oldukça zararlıdır. İnsan sağlığı açısından belli başlı zararlı güneş yanığı deri kanseri oluşumu ışığa bağlı deri yaşlanmasıdır. UV ışınlarının zararlı etkileri UV’ye maruz kalma süresine ve sıklığına, güneş ışınlarının yoğunluğuna, genetik olarak belirlenen deri rengine bağlıdır. Yani güneş ışınlarını tolere edebilme yeteneği derideki melanin miktarına, kişinin genetik yapısına ve güneş ışınını takiben melanin yapma özelliğine, yani bronzlaşma şekline bağlıdır.

            Ozon tabakasının delinmesi ve kutup bölgesindeki deliklerin bulunması zamanından önce yaşlanma, kırışıklıklar ve deri kanserine yol açabileceği düşüncesi nedeni ile güneşte bronzlaşmaya karşı tepki oluşturmaktadır. Bu yüzden makyaj malzemeleri, losyonlar ve hatta saç preparatları formüllerine güneşten koruyucu maddeler konulmaktadır. Güneş preparatı kullanırken dikkat edilecek bir husus yaşlılarda görülebilecek D vitamini kaybıdır. Bu durumda kemikte görülen kayıpta artar. Güneş preparatı kullanan yaşlılara D vitamini takviyesi yapılmalıdır. Doktorlar ileride bazal hücre karsinomuna sebep olabildiği için, özellikle küçük çocukların güneşten korunmasının çok önemli olduğundan söz etmektedir. Çocukların güneş ışığı altındayken burun, yanak ve kulak üstlerine çinko oksit içeren ürünler sürülmesi önerilmektedir.

            Güneş ışınları dalga boylarına göre dünya yüzeyine gelişleri ve etkileri değişmektedir. Buna göre UVA, UVB, UVC, görünür ışık, infrared ışını olarak gruplandırılabilir.

            UVA: 320-400 nm dalga boylarındaki UV ışınlarından oluşur. Reaksiyonun şiddeti deride önceden mevcut olan melanin pigmenti miktarına ve UVA ışının dozuna bağlıdır.UVA güneş yanığı oluşturabilmesine karşın eriten veya güneş yanığı oluşturma kapasitesi UVB’ye göre 600 ile 1000 kat daha düşüktür. UVA’ya bağlı eriten ışınıma maruz kaldıktan hemen sonra ortaya çıkar. Yoğunluğu 10-12 saat sonra optimal düzeydedir ve kızarıklık 24 saat kadar devam edebilir.

            UVB: 290-320 nm arasındadır. Yüksek rakımlarda deniz seviyesinden %20 kadar daha fazladır. Güneş yanığı ışınımı, mid-UVR veya eriten bandı adıda verilmektedir. Güneş yanığından asıl sorumlu olan banttır. Camdan geçemez. Aynı zamanda deride melanin pigment sentezini harekete geçiren etkili bir banttır. Deri kanserine yol açabilir.

            UVC: Bu ışınlar yeryüzüne statosferdeki moleküler oksijen ve ozon tabakası tarafından absorbe edilerek ulaşamadığı için eskiden fazla ilgi çekmiyordu. Ancak ozon tabakasının delinmesi ile önem kazanmıştır. Yapay kaynaklardan yayılan UVC normal deride eriten dozu 25 cm mesafede 30 sn.dir. Eritenden sonra çok az veya hiç pigmentasyon oluştumaz ağır yanıklar görülmez.

            Görünür Işın: 400-600 nm normal kişiler için genellikle zararsızdır. Ancak belli kimyasal maddelerin (porfirinler, boyalar gibi) etkisiyle fotosensitizasyona neden olarak deriye zarar verebilir.

            İnfrared Işını (Kızılötesi): Düşük dozlarda zararsız ancak yüksek dozlarda termal yanıklara ve protein denatürasyonuna neden olabilir. Ayrıca UV ışınlarının zararlı etkilerini artırabilir. Deri rengi açık olan sağlıklı ve normal bir kişi için infrared ışınlarının; akut etkileri (güneş yanığı) deri kırışıklıkları deri yaşlanması epidermiste düzensiz kalınlaşmalar, telenjiektazi ve hiper pigmente, bazal hücreli karsinom, nonmelanon gibi deri kanserleri gözde nükleer katarakt oluşumu ve immün sisteminde bozukluklar gibi deri üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Deride Güneşin Yaptığı Değişiklikler:        Cilt tonu derimizde bulunan ve melanin dediğimiz renkli pigmentlerin varlığından kaynaklanır. Melanin, melanosit hücreleri tarafından devamlı senteze uğrar. Güneş bu hücrelerin üretimlerini uyarır ve bronzlaşmaya neden olur. Melanin pigmenti deriye doğal güneş koruması sağlar ama her deri tipi bu pigmenti güneş ışınlarının zararlarını engelleyecek miktarda üretmeyebilir. Koyu tenli insanların açık tenlilere göre daha fazla melanini vardır.

            Güneş ışınlarına karşı gelişen reaksiyonlara göre deri tipleri sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre deri tipleri 6’ya ayrılmıştır.

            Tip 1: Çoğunlukla açık renkli, mavi gözlü kişilerdir. Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha koyu saçlı, mavi ve yeşil gözlü bazı kişilerde de tip 1 güneş reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz ayında öğle zamanı 10-20 dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya çıkar. Her zaman kolay yanar, kesinlikle bronzlaşma olmaz.

            Tip 2: Genellikle kolay yanar çok az bronzlaşır. Açık renkli, mavi gözlü kişilerdir. Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha koyu saçlı, mavi ve yeşil gözlü bazı kişilerde de tip 1 güneş reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz ayında öğle zamanı 10-20 dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya çıkar.

            Tip 3: Açık, pembemsi cilde sahip, mavi veya yeşil gözlü kişilerdir. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı başaramazlar. Az hassas ciltlerdir. Yanar, ancak zamanla bronzlaşabilirler. Bu tip ciltler ilk kez güneşe çıkarken 15-25 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.

            Tip 4: Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlı, mavi, yeşil veya kahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çok az yanar kolay bronzlaşırlar. Genellikle güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 20-30 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar. Normal ciltlerdir.

            Tip 5: Esmer ten, koyu kumral veya esmer saçlar,kahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çabuk bronzlaşır ve güneş yanığı nedir bilmezler. Sorunsuz bir cilde sahiplerdir. Ancak güneşe ilk çıktıklarında 30-40 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.

            Tip 6: Zencilerde bulunan cilt tipidir. Güneş yanığı oluşmaz. Ancak alerji görülebilir.

            Fazla güneşlenme birçok deri hastalığına ve deri lezyonuna neden olur. Bunlar güneş yanıkları, güneşe karşı aşırı duyarlılık, deri yaşlanması, pigment lekeleri ve deri kanseridir.

            Güneş yanığına UVA ve UVB dediğimiz ultraviyole ışınları neden olur. Güneş yanığının hemen ardından ciltte meydana gelen zedelenme sonucu ödenen bedel, uzun vadede ödenecek olan bedelin yanında önemsenmeyecek kadar küçüktür. Çünkü güneş yanığı ve aşırı bronzlaşma sonucu; ileride habis, melanoma, basal hücreli karsinoma ve sukuamoz hücreli karsinoma gibi çeşitli formlardaki cilt kanseri oluşabilir. Kırışıklık, benek oluşumu ve beyaz lekeler gibi bazı erken yaşlanma bulguları ortaya çıkabilir.

            Güneş ışığı hayatın idamesi için hava ve su gibi gereklidir. Psikolojik durum üzerinde pozitif etkisi, vitamin D sentezi sağlayıcı etkisi ve deride melanin arttırıcı gibi olumlu etkilerinin yanı sıra cilt üzerinde olumsuz pek çok etkiye sahiptir. Bunlar;

v     Hiperpigmentasyon

v     Akut yanık inflamasyonu

v     Fotoyaşlanma

v     Fotokarsinogenez (DNA hasarları)

v     Fototoksik ve fotoallerjik deri hastlalıkları

v     Deri immün sisteminin baskılanması

v     Katarakt oluşumu

GÜNEŞTEN KORUNMADA TEMEL PRENSİP

             Deri bilindiği gibi organizmada iç ortam ile dış çevrenin potansiyel zararları arasında bir bariyer oluşturarak yaşamsal bir rol oynamaktadır. Dolayısı ile çevrede oluşan değişiklikler ilk ve doğrudan deriyi etkilemektedir. Çeşitli dalga boylarındaki güneş ışınlarının sağladığı enerji yerkürede yaşamın varlığını ve devamını sağlamaktadır. Güneş ışınları biyolojik olayları başlatmakta, sürdürmekte ve sonuçlandırmaktadır. Yeryüzüne ulaşan ışınların yarısı kızılötesi ışınlardır. Kalanın büyük kısmını görünür ışınlar az bir bölümünü ise morötesi ışınlar oluşturmaktadır. Ozon katmanı 285 nm altındaki ışınları geçirmemektedir. UV ışınları yeryüzüne ulaşan ışınların %5 kadarını oluşturmaktadır. Deriye ulaşan UV ışını miktarını etkileyen 6 faktör bulunmaktadır.

 1. Saat: Günlük total UV ışınının %75’i saat 09:00 ile 15.00 arasında alınmaktadır. 11.00 ile 13.00 arasında bu oran %20-30 kadardır.

 2. Mevsim: Ilıman iklim bölgelerinde UV ışınlarına maruz kalma özellikle UVB yönünden önem taşımaktadır. Yaz aylarında UVB’ nin yeryüzüne ulaşma yoğunluğu artmakta, mevsimsel değişkenlik ekvatora yaklaştıkça önemini kaybetmektedir.

 3. Coğrafik Enlem: Yıllık maruz kalınan UV ışın miktarı ekvatordan uzaklaştıkça azalmaktadır.

 4. Bulutlanma: UV şiddetini bulutlar azaltmaktadır. Ancak bulutlardaki su içeriği UV’ den çok kızılötesi ışınları zayıflatmakta, bu ise deride ısı etkisini azaltmakta, bu uyarıcı etki azaldığından UV’ ye aşırı maruz kalma riski artmaktadır. Kalın bulut katmanının olmadığı tam bulutlu havalarda UVB ışınlarının %50’si yeryüzüne ulaşmakta, bulut katmanı kalınlaştıkça bu oran daha da azalmaktadır.

5. Yüzey Yansımaları: UVB radyasyonunun %3 kadarı çimden yansırken bu oran kumda %25’i bulabilmektedir. Kar örtüsü ise %50-95 oranında UVB yansımalarına yol açabilmekte, özellikle gözlerde ağrılı keratit gelişebilmektedir. Su %5 oranında yansımaya neden olmaktadır. UV radyasyonunun %75’inin 2 m su derinliğine ulaşabilmesi asıl önemli noktadır.

6. Yükseklik: Genel olarak yükseklikte her 300 m lik artış güneş ışınlarının güneş yanığı oluşturma etkisini %4 arttırmaktadır.

            Güneşten korunurken ilk bilinmesi gereken güneş ışınlarının yeryüzüne düştüğü saat aralığı ve ultraviyole ışınlarının oranlarıdır.

Saat Aralığı

Günlük UV (%)

8:30 AM’den önce

6

8:30 AM-9:30 AM arası

8

9:30 AM-10:30 AM arası

12

10:30 AM-11:30 PM arası

15

11:30 PM-12:30 PM arası

17

12:30 PM-13:30 PM arası

15

13:30 PM-14:30 PM arası

12

14:30 PM-15:30 PM arası

8

15:30 PM-16:30 PM arası

4

16:30 PM-17:30 PM arası

2

17:30 PM den sonra

1

            Bunun yanında güneşten korunmak için bireysel korunma metotları bulunmaktadır.

            1. Yazın öğlen direk güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınma

            2. Gölge yerleri tercih etmek

            3. UV indeksini takip etmek

            4. Güneşlenecek mevsime dikkat etmek

            5. Deniz seviyesinden yükseklik

            6. Koruyucu giysiler ve güneşten koruyucu gözlükler kullanmak

            7. Yüzü ve boyunu koruyan şapkalar takmak

            8. Tropikal güneş koruyucuları kullanmak

GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNLERİN ETKİ MEKANİZMASI

            Güneşten koruyucu preparatlar deriyi gerek güneş gerek yüksek yoğunlukta UV radyasyonundan korur. Güneş koruyucu ürünler 1920’li yıllardan beri kullanılmaktadır. Her geçen gün yeniden formüle edilen ürünler pazardaki yerini almaktadır. Güneşten koruyucular terapotik ajanlar olarak FDA tarafından kozmetikten çok ilaç olarak düzenlenmiştir. Amerika’da ilaç olarak, Avrupa’da kozmetik olarak kabul edilmektedir. İlk 50 yıl UVA zararsız kabul edildiği için sadece UVB ışınına karşı koruma amaçlı formülize edilmişlerdir. Daha sonra hem UVA hem UVB’ ye karşı uygun koruma sağlamak üzere geniş spektrumlu olarak üretilmişlerdir. Bir güneşten koruyucu ajanda aranan özellikler;

v     Hem UVA hem UVB’ ye karşı eşit etkili koruma sağlaması

v     Kullanıcı tarafından iyi tolere edilmesi

v     Kozmetik olarak kabul edilebilir olması

v     Nontoksik olması

v     Fotostabil olması

v     Suya dayanıklı olması

v     Yüksek SPF’ye sahip olmasıdır.

Güneşten koruyucu preparatlar dayanıklılığına göre de 3 sınıfa ayrılabilmektedir.

            1. Tere dayanıklı: Sürekli ve yoğun terlemede 30 dakika koruma sağlar.

            2. Suya dayanıklı: Sürekli suya temasta 40 dakika SPF seviyesini devam ettirir.

            3. Suya daha dayanıklı: Sürekli suya temasla 80 dakika koruma sağlar.

            Ürünler etkinlik açısından FDA tarafından 3 kategoride sınıflanmıştır.

            1. Minimal koruma: SPF 4-12

            2. Orta derecede koruma: SPF 12-30

            3. Yüksek koruma: SPF 30-30+

            Koruyucular kimyasal ve fiziksel olmak üzere 2 tiptir. Kimyasal koruyucular ışını absorbsiyon, yansıtma ve dağıtma yoluyla koruyan aktif kimyasallar içerirler. Günümüzde güneşten koruyucu preparatlar UV tarafından oluşturulan eritemi durdurma kabiliyetine göre numaralandı-                    rılırlar. Eritemi baskılama oranları SPF olarak bilinir. SPF korunmamış deride 1 MED oluşturmak için gereken UV ile 2mg/cm2 ye ürün sürüldükten sonra korunmuş deride 1MED oluşturmak için gereken UV dozuna oranı olarak tanımlanır. Güneşten koruyucu preparatlar güneşten korunmada altın standart olarak kabul edilmesine rağmen son zamanlarda doğru kullanılmamaları nedeni ile beklenilen etkide olmadıkları bilinmektedir.UV kaynağı, deri rengi, uygulama doğruluğu, eriteme yatkınlık gibi nedenlerde laboratuar değerler saha değerleri ile paralellik göstermemektedir. Son çalışmalar yeni formülasyonların ışını kısmen absorbe ettiğinde göstermiştir.Güneşten koruyucu preparatlarda etkinlik açısından ter, su ve egzersiz esnasında deride kalabilmelerini sağlamak en önemli problem olarak görülmektedir. İdeal koruyucularda deride fotokimyasal ve fotostablite özelliği çok önemlidir. Taşıyıcı güneşten koruyucu ürünün etkisini, dayanıklılığını ve estetik özelliklerini belirler. Taşıyıcı olarak mineral yağlar, avokado yağı, metil parafen, petrol atum, nemlendirici, kıvam verici, prezervatifler ve parfüm gibi maddeler kullanılır. Güneş preparatları zararlı ışınları absorbe ederek ve uzun dalga boyundaki ışınları geçirip pigment oluşmasının sağlayarak etki ederler demiştik, güneş ışınlarının şiddeti, maruz kalma süresi, sıklığı ve kişinin hassasiyetine bağlı olarak yararlı ve zararlı etkileri görülmekte ve bilinmektedir. Güneşe uzun süre ve ilave bir korunma olmaksızın maruz kalma sonucunda doğal savunma mekanizması da zarar görmekte ve korunma bile yetersiz olmaktadır. Güneş ışınlarının zararlı etkilerinin cilt altına ulaşmasını engellemek için doğal, bilinçli korunma yolları ve mutlaka güneş altında koruyucu krem, losyon veya jel kullanılmalıdır.Cildin erken yaşlanmasına ve ve cilt kanserine yol açmadan güneş ışığından yararlanabilmek için çeşitli güneşten koruyucu ve bronzlaştırıcı kullanılması gerekir.genellikle güneş filitreleme sistemleri ciltte fazla bir gerilme olmasını engeller. Cilde nüfuz eden güneş ışığı miktarında emme ve yansıtma mekanizmaları ile düşüş sağlar.

            Güneşten korunmanın pek çok yöntemi vardır ve bunların pek çoğundan daha önce bahsettik. PABA(Para amino benzoik asit)koruyucu güneş kremleri içerisinde yer alan temel bir maddedir. Dezavantajı elbisede leke bırakması ve alerjik olmasıdır. PABA titanyum dioksit ve çinko oksit gibi UVR ’u yansıtıp dağıtarak etki gösteren fiziksel blokörler foto hassasiyet oluşturmasalar da bu etkin maddeleri içeren formülasyonlar deri yüzeyini tamamen örtükleri ve oldukça yağ içerdikleri için akne ve göz çevresinde milia oluşumuna neden olabilirler.

            Güneş koruma faktörü: Güneşten koruma faktörü (GKF) güneş preparatlarının koruyuculuğunun bir göstergesidir. GKF güneş preparatı uygulanması ile korunmuş deride minimal eritemal doz oluşturmak için gerekli olan enerji miktarına oranıdır. GKF’ nün tayin edilmesi ve standardizasyonu ile ilgili çalışmalar mevcuttur. GKF genellikle 2-20 arasında bulunur. GKF’ nde izin verilen en yüksek değer 15 olmasına rağmen 50 ye kadar yükselenler vardır. Bunların tahriş edici ve yüzde yara oluşturucu etkisi bulunur. Formülasyon optimizasyonunda güneşten koruyucu madde miktarı en aza indirilir. En önemli iki UVB koruyucusu Padimat O (Oksit dimetil PABA) ve oktilp-metoksi sinnamattır. PABAyüzde rahatsızlık ve hassasiyet yaratır. Padimat O’dan genellikle kanserojen etki yapma olasılığı bulunan nitrozaminler oluşur, fakat bunların konserojenliği ispatlanmamıştır. Üreticiler bu nedenle p-metoksi sinnematı tercih etmektedir. UVA ve UVB ışınlarını absorplayıcılarının farklı oranlardaki konbinasyonu ve farmasotik şeklinin değiştirilmesi ile istenilen GKF değerinde preparat hazırlanabilir. Emülsiyonlarla en yüksek, alkollü çözeltilerle en düşük GKF değerine sahip güneş preparatları hazırlanmaktadır. Derinin nem içeriği ve sıcaklığı, rüzgarda yanmış olması, yağın varlığı karışımın etkinliğini değiştirir. En iyi emülsiyon Y/S tipi emülsiyonlardır. Uygulandığında daha az yağlı bir his verir. Vücuda sürüldüğünde S/Y tipine dönüşür, böylece suya dayanıklı hale gelir.

            Sunscreen ajanlar: Güneşten koruyucu topikal preparatlar solüsyon, jel, krem veya merhem şeklinde hazırlanmış, deriye ulaşan UVB’ nin en az %95’ ini absorbe eden veya engelleyen kimyasal ajanlardır.Koruma fonksiyonu uygulanan sunscreen içindeki aktif maddenin solar radyasyonu absorbsiyonu,yansıtması ve dağıtması yolu ile sağlanır. Sunscreenler 3’e ayrılır. Bunlar; fiziksel sunscreenler, kimyasal sunscreenler ve konbinasyon sunscreenler’ dir. Sunscreenlerin amacı; deriye ulaşan UV radyasyonun tamamen veya kısmen engellenmesi, hiperpigmentasyonun minimale indirilmesi, kromazom hasarına karşı dermis ve epidermisin canlı hücrelerinin DNA sının korunması, ilaca bağlı fotosensitivite ve diğer fotodermatozların önlenmesi, epidermal ve dermal proteinlerin (keratin,elastin, enzimler) denatürasyon ve çaraz bağ oluşumuna karşı korunması, UV ye bağlı immün fonksiyon bozukluklarının düzeltilmesidir. Bir sunscreen kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır, bunlar;

1-Deri rengi ve deri fotatip grubu. Deri fotatip grubu ı veya ıı olan ciltler doğumdan itibaren sunscreen kullanmayı alışkanlık haline getirmelidir.

2-UVA VE UVB ye karşı deri reaksiyonu ve sunscreen içindeki kimyasal maddelere gösterilen cilt reaksiyonu

3-Çevredeki ışık yoğunluğu: enlem derecesi, mevsim, nem oranı, kar, rüzgar, ışığa maruz kalma süresi alınan ışın dozunu etkiler.

4-Meslek ve açık hava aktiviteleri

5-Sunscreenlerin water-resistant ve SPF(Sun Protection Faktor/güneş koruyucunun etkinliği) değerleri de dikkate alınmalıdır.

            Sunblocklar: Sunblocklar genellikle opaktırlar ve partikül tipinde maddeler içerirler. Bu maddeler UV ışınımı selektif olarak absorbe etmezler, ince bir film halinde uygulandıklarında partiküllerin büyüklüğü ve film tabakasının kalınlığına bağlı olarak hem UV hem de görünür ışığı yansıtır ve dağıtırlar. Çinko oksit ve titanyum dioksit UV ışınlarını dağıtmada ve yansıtmada en etkili olan kimyasallardandır. Deniz ya da havuzlarda görev yapanlar, çocuklar ve pigmentasyon hastaları ile güneşten tam olarak korunması zorunlu kişiler için sunblocklar iyi bir koruyucudur. Özellikle  kulaklar, burum üzeri, omuzlar, yanaklar gibi güneş ışınlarından en çok etkilenen deri bölgelerinin korunmasında da önm taşımaktadır. Sunblockların avantajlarına karşın dezavantajları da vardır.

            Avantajları:Deriye sürüldüklerinde belirgin olduklarından nereye uygulanmadığını görmek ve her bölümü kapatmak kolaydır, hem UVA hemde UVB ye karşı çok iyi bir koruma sağlar, alerji türleri çok nadir görülür.

            Dezavantajları: Opak olduklarından kozmetik görününm açısından kişinin yüzünde maske varmış gibi bir görünüm verir, güneşin etkisi ile ısınma sonucu erimeye eğilimli olduklarından iki saatten daha uzun süreli güneş banyolarında yeteri kadar tam bir koruma sağlayamazlar.

            Bu dezavantajlarına rağmen hem UV hem degörünür ışınıma duyarlı olan kişilerde kullanımları zorunludur. Sürekli güneş altında kalan ve deri rengi açık olan kişilere sunblock kullanılması faydalıdır. 

            Güneş Koruyucuların Özellikleri:

1-Güneş ürünleri gerek günlük aktiviteler sırasında gerekse terleme sırasında etkinliğini sürdürür.

2-Güneş koruyucular mutlaka güneş ışınlarına özellikle de UVA ve UVB ışınlarına karşı filitre içermelidir.

3-Fotokimyasal koruma sağlamalıdır. PUVA sağaltımı stratum corneumu kalınlaştıracak ve melanositleri uyararak ışın koruyuculuğu sağlamakta, ayrıca immünosupresif etki yapmaktadır.

4-Yüksek sıcaklıklara dayanıklı olmalıdır ve özelliklerini korumalıdır.

5-İritasyonlara neden olmamalı ve deride aşırı duyarlılık reaksiyonları oluşturmamalıdır. Ürünün imalinden sonra gerekli olan tümalerji testler mutlaka yapılmalıdır.

6-Geniş vücut yüzeylerine uygulanacağı için içereceği kimyasal maddelerin deriden apsorplanma ihtimali gözönüne alınmalıdır.

7-Deriye kolaylıkla uygulanmalı, homojen, şeffaf bir film oluşturmalıdır.

8-Deri üzerinde yağlı ve kaygan bir etki bırakmamalıdır.

9-Giysilerde leke bırakmamalıdır.

10-Güneşten koruma faktörü standartlara uygun şekilde hazırlanmalı ve ambalajında doğru bilgi yer almalıdır.

            Güneş koruyucu Ürünlerin Gruplandırılması: Güneş koruyucu ürünlerin pek çok sınıflandırması bulunmaktadır. Ancak içerik ve koruma özelliği olarak düşünüldüğünde genel olarak 3 grup altında toplanabilir.

1-Kimyasal Işık Filtreli: (UVA, UVB ışınlarını filtre edebilen kimyasal koruyucular) 320-190 nm. dalga boyundaki UV ışınlarını absorbe edebilen ajanlardırt. Bu kişmyasal ajanlar ışığın enerjisini emerler, daha sonra emilen enerjiyi ortama zararsız bir ısı olarak dışarı verirler. Kendi orijinal durumlarına geri dönerle. Bu preparatlarda kullanılan koruyucular toksik, foto alerjik ve tahriş edici olmamalı, suya dayanıklı olmalı, renksiz ve kokusuz olmalıdır.

2-Mineral ışık koruma Filtreleri: (Fiziksel blok oluşturan ürünler) UV dalga boylarını fiziksel olarak dağıtma ve yansıtma mekanizmaları ile birim yüzeydeki ışın yoğunluğunu azaltan opak maddelerdir.bunlar UVA, UVB ışınlarını bir ayna gibi yansıtırlar ve geniş spektrumlu bir filtre gibi çalışırlar.En çok kullanılan opak madde titanyum dioksitdir.

3-Bronzlaşmayı sağlayıcı preparatlar: Deriyi boyamak sureti ile etki gösterirler. Derinin yapısındaki protein ve peptitlerin sebest amino gruplarının, basit şekerlerin aldehit grupları ile reksiyona girmesi sonucu kahverengi renk oluşmaktadır. Böylelikle ten renginden daha koyu bir renk aşmış olan cildin güneş ışınlarını absorbe etme gücü ve derin tabakalarda oluşacak hasarı önleme imkanı artar. Bu maddeler hidroksi keton ve aldehit yapısındadır.

            Güneşten Koruyucu Preparatların Bileşimi:

Aktif Bileşim Maksimum Konsantrasyon % Koruma Alanı Maksimal Koruma Etkisi
Aminobenzoik asit 15’den fazla UVB 283nm.
Padimat O 8’den fazla UVB 311nm.
Oktil metoksisinnamat 7.5’den fazla UVB 311nm.
Sinoksat 3’den fazla UVB 290nm.
Homosalat 15’den fazla UVB 306nm
Oktisalat 5’den fazla UVB 307nm
Trolamin salisalat 12’den fazla UVB 298nm
Oktosrilen 10’dan fazla UVB 303nm
Oksibenzon 6’dan fazla UVB,UVA-II 290-325nm
Dioksibenzon 3’den fazla UVB,UVA-II 284-327nm
Sulisobenzon 10’dan fazla UVB,UVA-II 286-324nm
Mentil antranilat 5’den fazla UVA-II 336nm
Avabenzon 2-3 UVA-I 358nm
Fenilbenzimidazol sulfonik asid 4’den fazla UVB
Titanyum dioksid 2-25 Fiziksel
Çinko oksid 2-20 Fiziksel

Güneş Koruyucularının seçimi: Güneş altında korunmadan güneş ışınlarının deride birikmesi ileride deride ve vücutta oluşabilecek pek çok hasara yol açacaktır. Hücre fonksiyonlarını ve cildin DNA’sını bozan cilt altında biriken bu zararlı ışınların etkisidir. Ancak her cilt tipi güneş ışınlarından aynı oranda etkilenmez ve her güneş koruyucu ürün her tip cildi aynı oranda koruyamaz. Cilt tipine uygun UV ışınlarından yeterince koruyacak bir güneş koruması kullanmak bu bakımdan çok önemlidir. Güneş koruyucu ürün seçerken cilt tipi ve güneş koruma faktörü iyi belirlenmeli ve uygun ürün seçilmelidir. Örneğin; çok açık, hassas bir cilde sahip kişiler, ailesine cilt kanseri vakası olanlar daha yüksek SPF li koruyucu ürün kullanmalıdır.Ayrıca güneşte geçirilecek süre uzun olacaksa koruma faktörü ona göre seçilmelidir.

            SPF denilen şey güneşten koruma faktörünün derecesidir. Bunu koruyucu losyonların ambalajlarının arkasında sunscreen olarak gösterilen bölümün yanında görmek mümkündür.SPF 2 ile 60 arasında derecelendirilir.

Güneş Koruma Faktörü Rehberi

CİLT RENGİ

CİLT TİPİ

GÜNEŞİN CİLDE ETKİSİ

ÖNERİLEN GKF(SPF)

Çok açık

I

Her zaman çok çabuk yanar ve kızarır,bronzlaşmaz

30-50

Açık

II

Her zaman çok çabuk yanar ve kızarır, az bronzlaşır

30-50

Az açık

III

Yanar ve kızarır, zorda olsa bronzlaşır

15-20

Orta

IV

Az yanar ve kızarır, iyi bronzlaşır

6-15

Koyu

V

Nadiren yanar ve kızarır, çabuk bronzlaşır

2-10

Çok koyu

VI

Hiçbir zaman yanmaz ve kızarmaz

2-10

            Güneş koruyucularının yan Etkileri: Güneş koruyucu ürünlerde amaç ; deriyi tahriş etmeden, güneş ışınlarından ve alerjiden koruyarak bronzlaşmayı engellemeden cildi korumaktır.Güneşten koruyucu preparat kullanan kişilerin 1/3 inde   reaksiyona rastlanmaktadır.En önemli yan etkileri eritem olmaksızın yanma ve batma hissidir. Bunun yanında kaşınma, ürtiker, akne ve püstül oluşumudur. Parfümler, prezervatifler ve diğer katkı maddeleri irritasyonu artırır. En sık alejik reaksiyo0n gösterm koruyucu preparat PABA ya bağlı olarak gelişir.Kronik koruyucu kullanımı vitamin D yetmezliğine de yol açabilir.

            Tüm bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda güneşten korunmak için kullanılan ürünler kullanılırken dikkat edilmesi gereken bazı durumlar ortaya çıkmaktadır 

            Güneş Koruyucu Ürün Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler:

1-Kullanım sırasında üzerinde bulunan, filitrelerinin güneş ışınları ile bozularak yapı değiştirmemesi için filitrelerin kimyasal yapısı, maruz kalınan ışınların  şiddeti, formülde yer alan diğer maddelerle etkileşimi, ürün formülü gibi etkenlere dikkat edilmesi gerekir.

2-En az SPF 15 kullanılmalıdır.

3-Ürünün absorbe olabilmesi ve film örtü oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan 15-20 dk. önce kuru deriye uygulanması gerekir. Fiziksel koruyucular güneşe çıkmadan hemen önce uygulanabilir.

4-Deri tipine bağlı olmaksızın ürünün baştan ayak parmağına kadar tüm alana kullanılması gerekir.Ortalama 1.73 m2 vücut alanına sahip bir yetişkinin yaklaşık 35 ml.ürüne ihtiyacı vardır.

5-Deri eşit miktarda kaplanmalı, arada yamalar kalmamalıdır.

6-Özellikle burun, yanaklar, kulaklar, boyun sırtı, eller ve kolların dış yüzü, ayak derisi ve saçsız baş derisine uygulanmalıdırlar.

7-Dudakların korunması için SPF 15 ve üzeri kullanılmalıdır.Kimyasal koruyucular rujlar içine ilave edilebilir.

8-Her iki saatte bir tekrarlanmalıdır.

9-Yüzme ve aşırı eforlardan sonra tekrarlanmalıdır.

10-Son kullanım tarihine dikkat edilmelidir.Genel olarak bu süre 3 yıldır, ama aşırı sıcakta kaldığında bu süre kısalır.

11-Gözler ve göz çevresi mümkün olduğunca gözlükle korunmalıdır.

12-Saçlar SPF 15 olan spreylerle korunmalıdır.

KAYNAKÇA

1- Türkiye Klinikleri Kozmetoloji dergisi.,cilt 1, sayı 2, Ağustos 1998

2- Türkiye Klinikleri Kozmetoloji drgisi., cilt 4, sayı 3,Eylül 2003,s:110,118

3- II.Ulusal Yaşlılık Kongresi, Nisan 2003

4- “Güneş ışınları” ,Kadın ve Güzellik Ansiklopedisi, 1991

5- Kenneth A. ARNDT, M.D., Manuel of Dermatologic Therapeutics, 1983

6- “Skin and Skin Products” ,Handbook of Cosmetic Scıence and Technology, Section 5: Personal Care,

7- “Güneşten Korunma”(2003), Türkderm (Deri ve zührevi hastalıklar derneği dergisi),cilt:37,    sayı:4. Prof. Dr. Muammer Eşrefoğlu Seyhan

8- “Malin Melanoma”, www.dermaneturk.com

9- “Güneşten Korunma ve zararlarını önleme” , www.vich.com

10- “Güneş koruyucu maddeler”, www.tip 2000.com /estetik güzellik

11- “Güneşten koruyucu önlemler”, www.zeyteen.com

* Öğretmen ve Gazi Üni. Mesleki Eğt. Fak. Yüksek Lisans Öğrencisi

 

<<Anasayfa