|
KOZMETOLOJİ'DE ONLINE EĞİTİM
Serdar KURNAZ*
A. GİRİŞ
Eğitim,
son yıllarda teknoloik gelişmelerden büyük ölçüde etkilenmektedir.
Hayatın tüm alanlarını etkileyen internet karşısında eğitim
sektörünün aldığı ve alması gereken tavır, öncekilerden çok daha
önemli bir konu haline gelmiştir. Bu yeni teknolojinin eğitimde
bireysel, kitlesel ve küresel uygulamaları bir arada yaşatma gibi,
önceden gerleştirilmesi adeta olanaksız olan bir potansiyel taşıdığı
görülmüştür. Bunun da bir sonucu olarak, “sanal eğitim” ve “sanal
üniversite” uygulamaları başlamış ve giderek de yaygınlaşmaktadır.
Tümü ile elektronik ortamda yapılan sanal (on-line)
eğitim, yer ve zaman sınırlamalarını tümü ile kaldıran, kapasite ve
eğitici gereksinimini büyük ölçüde çözerek erişimi kolaylştıran bir
düzenlemedir.
Sanal eğitim, çoğu üniversite düzeyinde, giderek
yaygınlaşan bir şekilde kullanılmaktadır. Öğrencinin aktif katılımı
esastır. Bu özellik, geleneksel sistemlerin ezberci eğitimi yerine,
araştırıcı yaklaşımı egemen kılmaktadır.
B. UZAKTAN EĞİTİM
B.1. Tanımı
Uzaktan eğitim, farklı ortamlarda bulunan öğrenci
ve öğretmenlerin, öğrenme-öğretme faaliyetlerini, iletişim
teknolojilerini ve posta hizmetleri ile gerçekleştirdikleri bir
eğitim sistemi modelini ifade eder.
Uzaktan eğitim, özel organizasyonların ve uygulamaların
yapılması yanında, ayrıca özel bir ders planı yapma tekniği, özel
öğretme teknikleri, elektronik olan veya olmayan sistemlerin
kullanıldığı, özel iletişim metotları olan, normal olarak öğretme
faaliyetlerini farklı ortamlarda oluşturan planlı bir öğretmedir.
B.2. Uzaktan
Eğitim Modelleri
Isman, Moore ve Kearsley’in tanımlarından hareketle uzaktan eğitimi
farklı biçimlerde uygulamak mümkündür. İletişim teknolojilerinin
kullanımı bakımından birbirinden çok farklı uzaktan eğitim dağıtım
modeli bulunmaktadır.
B.2.1. Tek Yönlü
İletişim
Öğrenme-öğretme faaliyetlerinin yapıldığı ortamda
bulunan öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci grupları arasındaki
iletişimin tek yönlü olduğu dağıtım modelidir. Bu dağıtım modeli
içinde, öğrenciler ve öğretmenler kendi aralarında soru soramazlar
veya sorularına anında cevap alamazlar.
Eğitim materyallerinin farklı yörelerde bulunan
öğrencilere posta yolu ile gönderildiği ve bunlar hakkındaki
düşüncelerinin posta ile alındığı bir modeldir. Öğrencilerin
öğretmenlerinin sesini duyamadığı, yüzünü hiç göremediği ve
karşılıklı olarak iletişim kuramadığı bir model olarak
bilinmektedir.
ŞEKİL 1. Mektupla Dağıtım Modeli
- Tek Yönlü
Radyo Ile Dağıtım Modeli
Öğretmenler eğitim hizmetlerini öğrencileri ancak radyo yolu ile
ulaştırabilmektedir. Öğrenciler derslerini evlerinde veya iş
yerlerinde radyodan dinlerler. Öğretmenler ve öğrenciler asında çift
yönlü sözlü ve görsel bir iletişim kurma imkanın bulunmadığı
modeldir.
ŞEKİL 2.Tek Yönlü Radyo İle Dağıtım Modeli
- Tek Yönlü
Televizyonla Dağıtım Modeli
Öğrenciler derslerini evlerinde veya çalışma
yerlerinde televizyondan seyrederek öğrenmeye çalışırlar.
Öğretmenler ve öğrenciler arasında çift yönlü iletişim kurma
imkanının bulunmadığı bir modeldir. Öğretmenler bilgileri,
televizyon yolu ile öğrencilerine öğretmeye çalışmaktadırlar. Bu
modelin diğer modellerden farklı olan yanı öğrencilerin
öğretmenlerinin yüzünün görebilmesi, öğretmenin öğretme ortamında
değişik materyalleri kullanabilme ve kullandığı materyalleri
öğrencilerine gösterebilme imkanının bulunmasıdır.
ŞEKİL 3. Tek Yönlü Televizyon Modeli
- Tek Yönlü
Etkileşimde Bilgisayarla Dağıtım Modeli
Öğretmenler öğrencilerine derslerini internet
sistemi aracılığı ile sunmaktadır. Öğretmenler internette bulunan
sayfalarına ders ile ilgili bilgileri yüklerler.
Öğrencilerin,derslerini evlerinde veya iş yerlerinde bilgisayarları
ile internet sisteminin WEB sayfalarına girerek öğrendiği bir
modeldir. Öğrenciler öğretmenlerine elektronik-posta mesajı
gönderip cevaplarına aynı yöntemle aldıkları bir modeldir.
ŞEKİL 4. Tek Yönlü Etkileşimli Bilgisayar Dağıtım Modeli
B.2.2. Çift
Yönlü İletişim
Öğretmenlerin ve öğrencilerin, öğrenme-öğretme
ortamlarında çift yönlü iletişim (sesle veya görüntülü olarak)
kurdukları sistemler bütünüdür.
- Çift Yönlü
Etkileşimli Radyolu-Konferans Dağıtım Modeli
Farklı mekanlarda bulunan öğrenciler genellikle
aynı anda öğretmenleri ve arkadaşlarıyla telefon ile bağlantı
kurarak derslerini öğrendiği modeldir. Öğrencilerin öğretmenleri
ile sözlü olarak çift yönlü iletişim kurabildiği fakat yüz yüze
gelemediği bir modeldir.
ŞEKİL 5.Çift Yönlü Etkileşimli Radyolu Konferans Modeli
- Çift yönlü Etkileşimli
Televizyonlu-Konferans Dağıtım Modeli
Farklı mekanlarda bulunan öğrenciler genellikle aynı
anda öğretmenleri ve arkadaşlarıyla telekonferans sistemini
kullanarak yüz yüze etkileşim yolu ile derslerini öğretmenlerinden
öğrendiği modeldir. Öğrenciler, öğretmenleriyle çift yönlü iletişim
kurabilirler, diğer arkadaşlarının seslerini duyabilir ve yüz yüze
bir iletişim yapabilirler. Öğrenciler ve öğretmenler arasında canlı
bir bilgi alış verişi yapabilmekte, öğrenciler öğretmenlerine
sorular sorup cevaplarını aynı anda alabilmektedirler.
ŞEKİL 6. Çift Yönlü Etkileşimli Televizyonlu Konferans Modeli
- Çift Yönlü
Etkileşimli Bilgisayarlı-Konferans Dağıtımlı Modeli
Farklı mekanlarda bulunan öğrencilerin, derslerini aynı
anda öğretmenleri ve arkadaşları ile bilgisayarın internet sistemini
kullanarak yüz yüze telekonferans yaparak öğrendikleri bir modeldir.
Bu ortamlarda genellikle Net Meeting, CuSeeme veya diğer yazılım
programlarını kullanmaktadırlar. Öğrenciler bu yazılım programları
sayesinde öğretmenleri ile çift yönlü iletişim kurma imkanına
sahiptirler.
ŞEKİL 7. Çift Yönlü Etkileşimli Bilgisayar Konferans Modeli
B.3. Bilgi
Teknolojilerinin Uzaktan Eğitim Ortamlarında Kullanılmasına Etki
Eden Etkenler
Yaklaşmakta olan bilgi çağında kullanılacak
olan bilgi ağları, uzaktan eğitimin her kademesinde uygulanan
öğrenme ve öğretme yöntemlerini hızlı bir biçimde değişime uğratacak
olup bu alanlarda yeni bir çığır açacaktır.
Öğrenciler iletişim teknolojilerinin kullanılması
sayesinde, öğrenmekte oldukları yeni bilgileri eskisine göre çabuk
öğrenmekte ve bu yeni bilgileri uzun zamanlı hafızalarına
yerleştirmekte zorluk çekmedikleri görülmüştür. Uzun zamanlı
hafızalara yerleştirilen bilgilerin, öğrenciler tarafından sürekli
olarak gerektiği zamanlarda kullanımları ve gelecekte oluşacak olan
öğrenmelerde de kolaylık sağladıkları ortaya çıkarılmıştır.
Diğer bir önemli nokta ise, bilgi iletişimi
teknolojilerinin öğrenme ve öğretme faaliyetlerinde kullanımı,
öğrenci ve öğretmen rollerinin değişmesini etkilemektedir. Bununla
ilgili yapılan araştırma sonuçlarına göre;
·
Öğretmenin rolü daha çok uygulayıcı ve yol gösterici
nitelikte olacak.
·
Öğrenciler aktif bir rol üstlenecekler ve ders içi
tartışmalar daha detaylı olacak.
·
Bilgi kaynaklarına ulaşım yolu daha kolay ve nitelikli
olacak.
·
Öğrenciler daha çok bağımsız özelliklere sahip olacak.
·
Öğretmenlerle iletişim yolunda eşitlik olacak ve
direkt iletişim kurulacak.
·
Öğretmenler arası iletişim daha kolay ve nitelikli
yapıya kavuşacak.
·
Eğitim daha çok öğrenci merkezli olup öğrenciler,
öğretimi yönlendirebilecekler.
·
Eğitimde fırsat eşitliği sağlayabilecek ve
öğrenci-öğrenci arasındaki grup iletişimi oranı daha çok artacak.
·
Katılımcılar arası bireysel iletişim artacak.
·
Öğrencilerin internete girerek daha çok bilgi toplama
ve ortaya yeni bilgiler koyabilme yetenekleri artacak.
B.3.1. Bilgi İletişimi Teknolojileri
Uzaktan eğitimin, öğrenme ve öğretme
faaliyetlerinin kalitesini yükselten ve bilgi çağına insanları
hazırlayan bilgi iletişim teknolojileri işleyiş sistemleri, basit
bir yöntemle öğrenilebilir. Bunların yanında çok kompleks bir
yapıya sahip olan bilgi iletişim teknolojileri de bulunmaktadır.
Fakat bu teknolojiler daha çok belirli bir kompleks sistem için
kullanılır. Her iki grupta bulunan teknolojilerin öğrenme ve öğretme
ortamlarının kalitesini artırma bakımından katkıları eşit bir
boyuttadır. Belirtilen bilgi iletişim teknoloji sistemleri, fiziksel
donanımlar, yazılım programları ve iletişim bağlantılarından
oluşmaktadır. Belirtilen bu teknolojilere ayrıca “öğrenme
teknolojileri” de denilebilir. Bu öğrenme teknolojileri ile,
öğrenme ortamında bulunan öğrenciler, öğretmenler ve eğitim
uzmanları kendi aralarında yazıları, resimleri, videoları ve
sesleri gönderebilirler veya kendi bilgisayarlarına aktarabilirler.
Bu özellikler sayesinde rahatlıkla kendi aralarında telekonferans
yapabilirler. Telekonferans sayesinde, katılımcılar birbirlerinin
yüzlerini görebilirler, seslerini duyabilirler ve elektronik posta
ile haberleşme imkanları bulabilirler.
·
Elektronik-Posta Sistemi (EPS)
EPS, elektronik bilgi transferinin alınma veya
gönderilme işlemlerinin yapıldığı bir sistemdir. Bunun yapılabilmesi
için eğitim kurumlarının elektronik bilgi iletişim sistemine sahip
olmaları gerekir. Her kullanıcının bir EPS (e-mail) adresi vardır.
Kurum içinde bulunan herkes bu adresler sayesinde kendi
aralarında iletişim kurabilir, bilgi alışverişi yapabilirler. Her
türlü deneyimlerini kendi aralarında paylaşabilirler. Günümüzde, EPS
Amerika’da, Avrupa’da, Japonya’da bulunan her üniversitede ve
bir çok orta-öğretim kurumlarında kullanılmaktadır. Hatta bazı
eğitimciler, EPS sistemi ile kendi derslerini öğretmeye
başlamışlardır. Türkiye’de ise, ancak çok az sayıdaki
üniversitelerde EPS kullanılmaktadır.BU sistem, ortaöğretim
kurumlarında ise maalesef hemen hemen hiç kullanılmamaktadır.
·
İnternet Sistemi (IS)
İnsanlar, internet ile dünyanın her yerinde
bulunan ve bu sisteme bağlı olan eğitim kurumu olan veya olmayan
yerlerden rahatlıkla yazılı , resimli veya video formatlı olan
bilgileri bilgisayarlar arası iletişim yolu ile kendi
kütüphanelerine aktarabilirler. IS kullanmak için bilgisayarın
kullanılması gerekmektedir. Bugün, çoğu kurum kuruluşların Web
sayfaları internette bulunmaktadır. Bu konuda bir çok özel
şirket internet hizmeti vermektedir.Çeşitli bilgileri alabilmek
için bu kurum ve kuruluşların WEB adreslerini (http://www...)
bilmemiz gerekmektedir. Günümüzde, internetin ile gelişen küresel
eğitimin bir parçası olan sanal üniversiteler (virtual university),
hızlı bir şekilde gelişmeye başlamış ve yayılma süreci içine
girmiştir.Internet sisteminde,üniversite veya ortaöğretim hizmeti
verebilecek eğitim kurumlarını kurma çalışmaları başlamıştır.
Türkiye de internet, eğitim kurumları tarafından yeteri kadar
kullanılamamaktadır. Yetersiz kullanımın sebepleri, bu
teknolojilerin hala çok pahalı olması ve kurumlar tarafından bu
hizmetin öneminin anlaşılamamış olmasıdır. Türkiye’de özel ve devlet
kuruluşları bu hizmeti en ucuz bir şekilde her okula götürmek çabası
içinde olmalıdır. Aksi takdirde bilgi çağında küresel ve üretken
olamayan bir eğitim sisteminin içinde kalabiliriz.
·
Haberleşme-Bülten Sistemi (HBS)
HBS, elektronik posta sisteminde karşılıklı
iletişim yapabilmesi için ayrılan elektronik bir yerdir. Bunun
kullanılması için her bireyin bilgisayarı kullanması ve eğitim
ortamının yapıldığı kurumların elektronik sisteme bağlı olmaları
gerekir. Eğitim ortamında bulunan bu sistemi ders dışı zamanlarda,
birbirleri ile karşılıklı haberleşmek, bilgi alışverişi ve iletişim
kurma amacı için de kullanılabilir. Bunların yanı sıra HBS, ayrıca
öğretim kurumları, dersler hakkında veya bireysel sorunlarla ilgili
danışmanlık servisi yapmak için de kullanılabilir. Günümüzde bu
sistem Amerika’da, Avrupa’da ve Japonya’da bulunan eğitim kurumları
tarafından kullanılmaktadır.
·
Bilgi Tartışma Servisi (BTS)
Elektronik posta servisi olan birçok eğitim
kurumları, kendi gruplarındaki insanlarla çeşitli tartışmaları
yapabilmek için BTS servisini kullanmaktadırlar. Bu servis
sayesinde bireyler, çeşitli konular hakkında çok farklı bilgilere
sahip olmakta, BTS sayesinde belirli konu alanlarında çok fazla
deneyimleri olan bir eğitimci bu deneyimlerini milyonlarca insanla
aynı anda paylaşabilmektedir. Bu paylaşımı günümüz eğitim sistemi
ile yapmamız çok zordur. Bunun için, gelmekte olan bilgi çağında,
küresel eğitimciler bu sistemi insanlar arası iletişim kurmak ve
bilgi alışverişini sağlamak için kullanacaklardır. Türkiye’de BTS
yeterli olarak kullanılamadığı için yetişmiş nitelikli, sahasında
uzman birçok insan eğitim konularındaki deneyimlerini sayıca fazla
olan gruplar ile paylaşma imkanı bulamamaktadır.
·
Bilgisayarla Konferans Sistemi (BKS)
Uluslar arası telefon ücretlerinin pahalı oluşu,
insanların bu sistemle iletişimini kısıtlamaktadır. İnternet
sayesinde, bu olay ortadan kalkmaktadır. Günümüzde, internet sistemi
çok az bir para ödeyerek çift-yönlü uluslar arası telekonferansların
yapılmasını sağlamaktadır. CU_SE_ME de bu sistemlerden bir
tanesidir. Bu sistemle karşınızda bulunan katılımcıların sesini
duyabilir, aynı zamanda onları renkli olarak bilgisayar ekranında
görebilirsiniz. Bilgisayara ufak bir kamera, bir mikrofon ve modem
alarak BKS sistemini kurabilirsiniz. Avrupa’da, Amerika’da ve
Japonya’da bulunan eğitim kurumları, bazı küresel veya lokal
öğrenme-öğretme hizmetlerini öğrencilere sunmak için BKS’yi
kullanmaktadırlar. Bilgi çağında kuşkusuz bu sistem, eğitim
hizmetlerini bireylere sunmak için dağıtım aracı olarak etkili ve
yaygın bir şekilde kullanılacaktır. Beklide bu teknolojiler
sayesinde insanlar, klasik okul binalarına gitme ihtiyacı
duymayacaklar, hem çalışıp hem de çeşitli eğitim kurumlarından
eğitim hizmeti alabileceklerdir.
B.4. Uzaktan Eğitimin Türkiye’deki Gelişim Evreleri
Bugün,
uzaktan eğitim dünyasındaki ulusların eğitim sistemlerinde var olan
örgün ve yaygın eğitim sistemlerinin her seviyesinde (ilkokuldan
üniversiteye kadar) kullanılmaktadır. Uzaktan eğitim alan öğrenci
sayısının bu kadar fazla olmasının sebebi, eğitimde fırsat
eşitliğinden yararlanma konusunda klasik eğitim sisteminin yetersiz
kalmasıdır. Yaklaşık olarak on milyon öğrenciye uzaktan eğitim
sayesinde fırsat eşitliği hizmeti sunulmaktadır. Diğer bir
anlamıyla, eğer “uzaktan eğitim” hizmetleri sunulmasaydı, bugün
milyonlarca insan eğitim imkanından yoksun kalacaklardı.
B.4.1. Uzaktan Eğitimin Türk Eğitim
Sistemindeki Gelişim Süreçleri
Türkiye’de uzaktan eğitim çalışmalarının içinde bulunduğu durumu
gereğince anlayıp değerlendirebilmek için, konuya tarihsel bir perspektiften
bakmakta ve sorunu bu açıdan değerlendirmekte yarar vardır. Son iki
yüzyıllık Türk Tarihi bir yapısal, toplumsal dönüşüm ve çağdaşlaşma
tarihidir. Osmanlı İmparatorluğu tarafından modernleşme yolunda
orduda girişilen ilk sınırlı değişiklikleri tanımlayan ıslahat
hareketi daha sonra Cumhuriyet döneminde, Atatürk’le birlikte
inkılâp hareketine dönüştü. İnkılâp terimi, toplumun geleneksel
yaşayış biçimlerini, kavramlarını çağdaş batı akılcılığının
fikirlerine göre toptan değiştirmeyi amaçlayan bir devlet kuramını
ifade ediyordu.
Yapılan
birçok araştırma şunu göstermektedir ki, gelişmekte olan Türkiye,
eğitim alanında ki çağdaşlık ve uygarlık sunan gelişmeleri kendi
eğitim sisteminde uygulamaktan geri kalmamıştır. Bu çağdaş
gelişmelerden bir tanesi de uzaktan eğitimdir. Türkiye’deki ilk
uzaktan eğitim çalışmaları 1924 yılında Dewey’in sunduğu “öğretmen
eğitimi raporu” ile gündeme girmiş, 1927 yılında kavram olarak
oluşmaya başlamıştır. Daha sonra çalışmalar durma noktasına
gelmiştir. Fakat 1950 yılından sonra çalışmalar hızlanmış ve bu
konudaki uygulama çalışmalarının hazırlıkları başlamıştır. Bu
araştırmada, uzaktan eğitimin, Türk eğitim sistemindeki gelişim
süreçleri üç ana boyutta incelenmektedir.
·
Kavramsallaşma süreci,
·
Mektupla öğretim süreci,
·
İletişim teknolojilerinin kullanımı süreci.
·
Kavramsallaşma Süreci
Türkiye’de uzaktan eğitim konusundaki gelişmeler
ülkenin sosyo-ekonomik şartlarıyla orantılı gitmektedir. Bu konudaki
gelişmelerin, cumhuriyetin ilanından sonra başlayan bir dizi
yenileşme hareketleriyle ülkemize davet edilen yabancı uzmanların
tavsiye kararlarıyla başladığı görülmektedir. Bunlardan ilki,
öğretmen yetiştirme ve halkı okur-yazar hale getirmekti. Bunun için
ilk olarak 1924 yılında “Tevhid-i Tedrisat” kabul edildi. Bu kanun
eğitim-öğretimi birleştirerek okur yazarlık oranının arttırılmasını
ve herkesin eğitim ve öğretimden faydalanmasını teminat altına
alıyordu. Yine aynı yıl yabancı uzman raporları özellikle de J.
Dewey’in öğretmen yetiştirme konusunda uzaktan eğitimi teklif
etmesi, uzaktan eğitim kavramıyla tanışmamızı sağlamıştır. Bir
ikinci teklif ise, 1927 yılında okuma yazma öğretimi için “Muhabere
Yoluyla Tedrisat” uygulanmasıdır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında çok düşük olan okur-yazarlık
oranının artırılması, 1928 yılında 1353 sayılı kanunla kabul edilen
yeni Türk Alfabesi’nin tüm yurdu en kısa zamanda öğretilmesi ve yeni
alfabe ile okuma yazma oranının artırılması için yapılan ilk
çalışmalar, uzaktan eğitim alanındaki ilk hareketler olarak
karşımıza çıkmaktadır.
1933-34 yıllarında yurdumuzda inceleme yapan komisyonun
hazırladığı raporun eğitimle ilgili bölümünde, okul açılması
ekonomik görülmeyen yerlerde oturanların, teknik bilgi ve genel
kültürlerini geliştirmek için mektupla öğretim kurslarının açılması
önerilmiştir.
Daha önceleri şura niteliğinde toplanan “Heyet-i
İlmiye’lerde yaygın eğitim konusu tartışılmıştı. 1939 yılında ilk
defa toplanan Milli Eğitim Şurası’nda da bu konuya değinilmiş ve
fakültelerin halkevleriyle yoğun ilişki kurmaları, Anadolu’da
üniversite haftaları düzenlenerek yetişkinlerin eğitilmesi konusu
teklif edilmiştir.
1949’da toplanan IV. Milli Eğitim Şurası’nda demokrasi
eğitimi üzerinde durulmuş, halkın bu konuda okul dışında eğitilmesi
gereği belirtilmiştir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı
Teşkilatı’nda yaygın eğitim için bir birim kurulması teklif
edilmiştir. 1950 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde
Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsüne İş Bankası’nın
desteğiyle bir bankacılık kursu açılması ve bu kursun da uzaktan
eğitimi yapılması düşünülmüştür. Bu süre içinde uzaktan eğitim
tartışmaları kavram boyutunda sürmüş fakat gerçek anlamda bir
uygulamaya geçilememiştir.
VI. Milli Eğitim Şurası’nda (1957) yaygın eğitim konusu
ayrıntılı olarak incelenmiş ve yaygın eğitimin amacı, ilkeleri,
yöntem ve araçları açıklanmış, çalışacak personel ve personelin
yetiştirilmesi üzerinde durulmuştur. VI. Milli Eğitim Şurası’ndan
sonra uzaktan eğitim ile ilgili öneri yada uygulamaların arttığını
söyleyebiliriz. Bunda yaygın eğitimin tanımının yada anlamının bu
şura ile daha açık ve ayrıntılı olarak açıklanmasının da etkisi
vardır. Çünkü bu döneme kadar çalışmaların, uygulamadan çok kavram
boyutunda olduğunu görüyoruz. Yine bu dönemde bir çok öneri
karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan biri, orta dereceli meslek
okullarından mezun olanlara üniversite kapılarını açmak amacıyla
mektupla öğretimin kullanılması, bir diğeri ise, öğretmenlerin
hizmet içi eğitiminde “uzaktan öğretim”den etkili bir yöntem olarak
yararlanılmasıdır. Bu amaçla, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve
Teknik Öğretim Müsteşarlığı’na bağlı İstatistik ve Yaygın
Müdürlüğünde, mesleki ve teknik alanlarda sınırlı olmak üzere 7
Kasım 1960’da deneme niteliğinde faaliyete başlamış, 1962’de ise
merkez yönetmeliği yürürlüğe konmuştur. 1962’de toplanan VII.Milli
Eğitim Şurası’nda yaygın eğitimin ülkemiz için önemi, amacı, tanımı
üzerinde durulmuş ve okullara devam edemeyenlerin bilgilerini
arttırmak ve daha ileriye yükselmek isteyenlerin mektupla öğretim
görmesi tavsiye edilmiştir. Özellikle son iki Milli Eğitim
Şurası’nda alınan kararlara bakacak olursak UNESCO’nun 1959-1960
yılı raporunun ve Eğitim Milli Komisyonu Yönetim Kurulu’nun
1960-1961 yılındaki raporunun etkisi olduğunu görebiliriz.
Komisyonun “yaygın eğitimle ilgili ana politika tespit
edilmeli ve politikayı yurt ölçüsünde yürütecek bir teşkilatlanmaya
gidilmelidir.” açıklamasında bulunduğu ve özellikle yetişkinlerin
eğitiminde “Sürekli Eğitim”in benimsenerek iyi vatandaş
yetiştirilmesi gerektiği doğrultusunda ifadeleri gündeme
getirilmesinin sonrasında toplanmış olması VII. Milli Eğitim
Şurası’nda ağırlıklı olarak bu konularda kararlar alınmasını
sağlamıştır.
Yaygın eğitimle ilgili olarak VII. Milli Eğitim
Şurası’nda yapılan ilk teklif de dikkati çekmektedir. Tekliflerden
biri, yeni başlayan Mektupla Eğitim Merkezi kuruluşunun iki yıllık
bir süre denemeden sonra yapılması ve bu süre içinde elde edilen
sonuçlara göre geliştirme planları hazırlanması. Başka bir teklifte,
çıraklık kanunun uygulanması sırasında, zorunlu olarak verilmesi
gereken teorik meslek dersleri ile ilgili kursların Mektupla Eğitim
Merkezi tarafından faaliyete geçirilmesi idi. Bu tekliflerden
ilkinin öngörülen süre sonunda gerçek anlamda uygulanmaya geçtiğini
görüyoruz, ikinci teklifte 3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim
Kanunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sonuç olarak belirtecek
olursak, 1950’li yıllara kadar, uzaktan eğitim genel olarak kavram
boyutunda kalmış olup bununla ilgili çeşitli kararlar alınmıştır.
Bundan sonraki uygulamalar, alınan kararlar doğrultusunda
yapılmıştır.
·
Mektupla Öğretim Süreci
Türk
eğitim sistemi içindeki ilk uzaktan eğitim uygulamaları 1950
yıllarda başlamıştır.bu yıllarda yüksek öğretime olan taleplerin
kendisini yüksek sesle duyurmaya başlaması ve klasik okulların bu
talepleri karşılayamayacak durumda olması nedeni ile Milli Eğitim
Bakanlığı “Mektupla Öğretim” uygulaması çalışmalarını başlatmıştır.
Mektupla öğretim uygulamasına geçilmeden önce, mektupla öğretim
ileri ülkelerin programları incelenmiş, uygulamalar üzerine bilgi
edinilmiştir. Bu girişimlerden sonra, ilk mektupla 1958-1959 öğretim
yılında özellikle Ankara dışında bulunan bankacılar için ilk defa
mektupla öğretim kursları uygulanmıştır. 1960 yılında Milli Eğitim
Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Öğretim Müsteşarlığı bazı teknik
konuları öğretmek, orta dereceli meslek okulu mezunlarına yüksek
öğretim imkanını sunmak üzere girişimde bulunarak, İstatistik ve
Yayım Müdürlüğü bünyesinde uzaktan eğitim yapmayı amaçlayan Mektupla
Öğretim Merkezi Kurulu’nu kurmuştur.
Bu
deneme niteliğindeki çalışmalardan sonra, 1962 yılında toplanan VII.Milli
Eğitim Şurası’nda okullara çeşitli sebeplerle devam imkanı bulamayan
okul çağındaki çocukları, yetişkin yurttaşlardan mesleki bilgi ve
kültürünü arttırmak isteyenleri, daha yüksek derecedeki mesleki ve
teknik okulları dışardan bitirme imtihanlarına girmeye imkan
sağlamak, çalıştıkları iş yerlerinden ayrılmadan bilgilerini
arttırmak ve daha yüksek kademelere ulaşmak isteyenlerin mektupla
öğretim yolu ile yetiştirilmelerinin kararlaştırılmasından sonra MÖM
yönetmeliği çıkartılmıştır. 1966 yılında girildiğinde Mektupla
Öğretim Merkezi genel müdürlük olarak örgütlenmiş ve mektupla
öğretimini örgün ve yaygın eğitimde başarı ile uygulanmıştır. Bu
uygulama ile teknik alanda; radyo, otelcilik, beslenme,
daktilografi, teknik resim, kooperatifçilik ve elektrik
tesisatçılığı, tekniker okulunu bitirme, sınavlara hazırlık olarak
da; ilkokul öğretmenliği ve lise edebiyat bölümünü bitirme için
öğretim yapılmıştır.
VII.
Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlardan sonra mektupla eğitim
daha planlı olarak uygulanmaya başlanmıştır. 1974 yılında ki önemli
gelişmeler Mektupla Yüksek Öğretim Merkezi’nin kurulması, 8 Mayıs
1974 tarihinde de Deneme Yüksek Öğretmen Okulu’nun eğitime
başlamasıdır. Deneme Yüksek Öğretmen Okulu’nun kurulmasının asıl
amacı Türkiye’de köklü bir uzaktan eğitim kurumu oluşturmaktı.
1974-1975 öğretim yılında orta öğretim kurumlarını bitiren yaklaşık
45.000 öğretmen adayı Deneme Yüksek Öğretmen Okulu’na kayıt olarak
uzaktan yüksek öğretime başlamıştır. Mektupla Yüksek Öğretim
Merkezi’nin kurulmasıyla üniversitelerdeki yığılmayı önlemek
amaçlanmış ve merkezin çalışmalarının televizyonla desteklenmesi
planlanmıştır. Fakat zamanla iki uygulamanın da yetersiz olduğu
düşünülmüş ve 1975 yılında çalışmalarına son verilmiştir.
Aynı
yıl (YAYKUR) Yaygın Yüksek Öğretim Kurumu kurulmuş ve Deneme Yüksek
Öğretmen Okulu ile uzaktan öğretime başlayan öğrencilerde bu kuruma
devredilmiştir. Mektupla öğretim, açık yüksek öğretim, dışardan
bitirme ve örgün yüksek öğretim programlarını bünyesinde toplayan
YAYKUR bu programlar sayesinde çeşitli branşlarda orta öğretim
öğretmenliği, ilkokul öğretmenliği, teknik ve sosyal bilimler ile
yabancı diller alanlarında uzaktan yüksek öğretim hizmeti vermiştir.
YAYKUR’un bu eğitiminde, danışmanlık hizmetleri ve uygulamalarında
yazılı materyaller, televizyon, radyo ve ses bantları
kullanılmıştır. Fakat Milli Eğitim Temel Kanunu 42. maddesinde
“Genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi,
özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları ve arasındaki koordinasyon
Milli Eğitim Bakanlığı’nca sağlanır” ifadesi YAYKUR’un bağımsız ve
açık bir üniversite olmasını engelleyerek düşünüldüğü kadar
yayılmasını engellemiştir. Adı Yaygın Yüksek Öğretim Kurumu olan
fakat istenilen yaygınlığı ve gelişmeyi sağlayamayan YAYKUR!un 1979
yılında çalışmalarına son verilmiştir. Gerek Mektupla Öğretim
Merkezi’nin, gerekse Deneme Yüksek Öğretmen Okulu’nun kurulmasındaki
temel düşünce Türkiye için çağdaş bir uzaktan eğitim kurumu ortaya
çıkarmaktı. Ancak bu girişimlerin akademik çevrelerce ve kamuoyunca
olumsuz karşılanmış olması, yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı’nın
öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere, öğretmen yetiştirme ile
sınırlı kalmasına neden olmuştur. Bu uygulamanın ilk yılında
öğrenciler temel bilgi kaynağı olarak yalnızca basılı materyaller
(ders notu ve kitaplar) kullanmışlardır. 1975 yılının sonuna
gelinirken yalnızca basılı materyaller ile yapılan uzaktan eğitimin
yeterli olmadığına inanılmış, uygulama Bakanlıkça durdurulmuştur.
Daha sonra yapılan planlı ve çağdaş uygulamalarla, mektupla öğretim
yöntemi günümüze kadar, “Açık Öğretim Fakültesi” ve “Açık Lise”
uygulamaları ile günümüze kadar getirilmiştir.
Fakat
bu uzaktan eğitim uygulamaları ve yeni teknolojinin eğitimde
kullanılmasına da son verildiği anlamını taşımamaktadır. Nitekim X.
Milli Eğitim Şurası’nda da yaygın eğitimin örgün eğitimini
tamamlayan bir sistem olarak geliştirilmesine karar verilmiştir.
Şura sonrasında ise 2547 sayılı yasa gereğince uzaktan yüksek
öğretim görevi üniversitelere verilmiştir ki bu yaklaşım Türkiye’de
uzaktan eğitimin gelişmesi açısından ve iletişim teknolojilerinin
kullanılması bakımından önemli bir gelişme noktasıdır.
·
İletişim Teknolojilerini Kullanım Süreci
Görsel ve işitsel kitle iletişim araçları olan radyo ve televizyon
toplum yaşamına önce haberleşme aracı olarak girmiş, geniş
toplulukları etkileme özelliklerinden dolayı eğitimde de etkili
biçimde kullanılmıştır. Bu kullanım ilk dönemlerde fazla düzenli ve
sistemli değilken eğitimin amacını gerçekleştirecek düzeye ancak
belli bir süre sonra ulaşabilmiştir.
Radyo
yayınlarının başlayabilmesi, uzun deney ve çalışmalar sonucunda
gerçekleşebilmiş, çeşitli aşamalardan geçilerek bir dizi deneme
yayınları ve kısa süreli yayınlar yapılmıştır. Sürekli ilk radyo
vericisi 2 Kasım 1920’de ABD’de çalışmaya başlamış, bu yayından
sonra düzenli yayın yapan istasyonların sayısında hızlı bir artış
olmuştur. İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Almanya gibi ülkeler
bu gelişmeleri izlemiştir. 1927 yılına kadar radyo yayınına başlayan
Arjantin, Avustralya, İtalya, Japonya, İsviçre, İsveç gibi ülkeler
arasına Türkiye de katılmıştır. Yayın olarak radyonun Türkiye’ye
girmesi fazla gecikmemiş ancak, radyo ile yapılan eğitim
uygulamalarına aynı dönemlerde başlanılamamıştır.
Özellikle son yıllarda bilgisayar teknolojisinin hızlı bir şekilde
Türkiye’ye de girdiği ve yaygın bir şekilde eğitim içindeki hemen
hemen her seviyede mesela ilkokul, orta okul, lise ve üniversite ve
her alanda mesela öğrenci notlarını düzenleme, okul bütçesini yapma,
öğrenci dosyaları gibi kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu
teknolojilerin pahalıya mal olmasından dolayı daha çok özel kurum ve
kuruluşlar tarafından kullanıldığı da gözlenmektedir. Buna rağmen
bilgisayar teknolojisinin kullanılma isteği ve eğitimde kullanılma
alanı her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Kalkınma planları, hükümet
programları ve şuralar incelendiğinde radyo ve televizyonun uzaktan
eğitimde kullanım sürecine çok az yer verildiği, planlı bir kullanım
sürecinin oluşturulamadığı görülmektedir. Bilgisayar teknolojisinden
her alanda etkin ve verimli bir şekilde yaralanabilmek için sağlıklı
bir planlama yapılmalı ve yeterince kaynak ayrılarak nitelikli insan
gücü yetiştirilmelidir. İlk bakışta maliyeti yüksekmiş gibi görünen
bu teknolojik gelişmelerin özellikle uzaktan eğitimde
kullanıldığında ve uzun vadeli düşünüldüğünde aksine verimliliğin ve
etkililiğin arttırılması öğrenme ve öğretme süreçlerine büyük
yararlılık sağladığı görülecektir
B.5. Uzaktan Eğitimde Proje Değerlendirme
Yöntemleri
Uzaktan eğitimcilerin bir numaralı sorunu, uzaktan eğitim sistemini
öğrenci, öğretmen ve kullanılan teknolojiler bazında nasıl
değerlendirileceğidir. Holberg’e göre, uzaktan eğitimi değerlendirme
çabaları, sistemin içinde bulunan ders faaliyetlerinin nasıl
fonksiyonel, etkili olduğunu ve öğrenciler tarafından nasıl
algılandığını içermelidir. Burada önerilen değerlendirme modelleri,
sadece bir dersin değerlendirilmesinden çok sistemin yapısının
değerlendirilmesidir. Bunun için, uzaktan eğitim uygulamalarını
yapan kurum ve kuruluşlar bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak
değerlendirme çalışmalarına başlamışlardır. Bu değerlendirme
çalışmaları sistem modeli gibi çalışmaktadır.
  
GİRDİ
SÜREÇ ÇIKTI
DÖNÜT
ŞEKİL 8. Sistem Modeli
B.5.1. Utah Modeli
Utah değerlendirme modelinin esas amacı, uzaktan
eğitim faaliyetlerini etkili bir şekilde yapmaktır. Bunu yaparken
öğrencilerin, öğretmenlerin, çevrenin ve kullanılan iletişim
teknolojilerinin rolleri üzerinde durmaktadır.
Birinci basamakta daha çok öğreticinin hangi konularda
değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Değerlendirme
aşamasında öğreticilerin alması gereken roller ile yaptığı roller
karşılaştırılmaktadır. Uzaktan eğitimde görev yapacak olan
öğreticilerin değerlendirilmelerinde aşağıdaki ana maddeler dikkate
alınmalıdır.
·
Zamanında Gelme
Uzaktan eğitim derslerine öğreticilerin,
zamanında gelmeleri gerekmektedir. Geç geldiği zaman zaten pahalı
olan network sisteminin maliyetini yükseltmektedirler. Öğreticilerin
zamanında derslere girip girmediği açık bir şekilde ortaya
koyulmalıdır.
·
Kabiliyetli Olmalıdırlar
Uzaktan
eğitimde ders verecek olan öğreticilerin uzaktan eğitim konusunda
ders verecek kabiliyetleri olmalıdır. Öğreticilerin dersleri verme
konusunda yetenekli olup olmadıkları ortaya çıkarılmalıdır.
·
Derslerin Etkililiği
Öğreticilerin dersleri etkili bir derecede öğretip öğretmediği
incelenmelidir. Etkililik kavramı, öğrencilerin buradan ne kadar
bilgi öğrenip öğrenmediği ile doğru orantılıdır.
·
Sistemden Memnun Olma
Öğrencilerin uzaktan eğitim sisteminden memnun olup olmadıkları açık
bir şekilde ortaya konulmalıdır.
·
Öğretim Yöntemleri
Öğrencilerin uzaktan eğitime uygun olan
yöntemleri kullanıp kullanmadıkları incelenmelidir. Çünkü,
derslerdeki bilgi aktarımı ancak bu yöntemlerle oluşmaktadır.
·
Teknik Destek
Uzaktan
eğitim uygulamalarında teknik destek çok önemlidir. Eğer teknik
destek zamanında gelmez ise bir ders ortamında meydana gelecek olan
öğrenme-öğretme faaliyetleri bir anda durabilir.
·
Yönetim Desteği
Uzaktan eğitim uygulamalarının etkili bir şekilde
yapılabilmesi için, yönetimin maddi ve manevi desteği çok önemlidir.
İkinci bölümde araştırmacılar, öğrencilerin uzaktan
eğitim hakkındaki görüşlerini almalıdırlar. Öğrenci görüşleri
aşağıda belirtilen ana maddeler hakkında alınmalıdır. Bu maddeler:
·
Yetenekleri
Öğrencilerin uzaktan eğitim yolu ile verilen
derslere karşı yetenekleri açık olarak ortaya konulmalıdır. Bu
yeteneklerinin öğrenmeler üzerinde etkili olduğu yapılan
araştırmalarda ispatlanmıştır.
·
Uzaktan Eğitim Derslerinden Memnun Olma
Öğrencilerin uzaktan eğitim hakkındaki görüşleri,
çeşitli araştırma yöntemleri (görüşme veya test) kullanılarak
alınmalıdır. Örneklemin görüşleri alınırken, bilimsel araştırma
yöntemlerine uygun bir şekilde yapılması gerektiği bir çok
araştırmada ispatlanmıştır.
·
Yönetim Desteği
Yönetimin, uzaktan eğitim sistemi ile ders alan
öğrencileri ne kadar desteklediği açık bir şekilde ortaya
konulmalıdır. Yönetimlerin desteği, uzaktan eğitimin başarısını
büyük bir oranda etkilemektedir.
·
Öğrencilerin Öğrenme Biçimleri
Uzaktan
eğitimde yapılan uygulamaların, öğrenciyi memnun etmesi için
öğrencilerin öğrenme yeteneklerine uygun olması gerekmektedir.
Öğrencilerin öğrenme biçimleri ortaya konulmalıdır.
·
Davranış Değişikliği
Uzaktan eğitim dersleri sonucunda öğrencilerde ne
gibi davranış değişikliklerinin meydana geldiği ortaya konulmalıdır.
Yapılan araştırmalar bu ana maddelerin korelasyonunu
vurgulamaktadır. Örneğin, davranış değişikliğinin ilişkili olduğu
maddeler şunlardır:
Öğrenme yetenekleri, sistemden memnun olma ve yönetim
desteğidir. Bunların yanında öğrenci görüşlerinin, öğretmenlerin
yapacağı uygulamalara rehber olduğu ortaya konulmuştur. Utah modeli
değerlendirme çalışmalarında, öğrencilerin ve öğretim elemanlarının
sistem hakkındaki düşüncelerinin ortaya çıkarılması için gözlem,
görüşme ve test yöntemlerinin kullanılması gerektiği ve bu
görüşlerin t-testi ve korelasyon gibi yöntemler kullanılarak
karşılaştırmalarının gerektiği vurgulanmıştır.
B.5.2. Alaska Modeli
Alaska’da yapılan çalışmalar değerlendirme faaliyetlerinin amacının,
uzaktan eğitim uygulamalarında bulunan eğitim programlarının,
öğretmenlerin ve öğrencilerin ihtiyaçlarını ve yapılması gerekenleri
açık ve seçik olarak ortaya çıkarılmaktır. Değerlendirmenin amaçları
aşağıdaki gibidir:
·
Ders hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını ortaya çıkarmak,
·
Hangi yöntemlerin çalışıp hangilerinin çalışmadığını
ortaya çıkarmak,
·
Öğrenci öğrenmelerinin ne durumda olduğunu ortaya
çıkarmak,
·
Ders bir dahaki uygulamada nasıl geliştirilebilir.
Eğer
öğretim görevlisi bu konularda bilgi sahibi olursa uzaktan eğitim
uygulamalarının başarılı bir şekilde yürütülebileceği ortaya
çıkarılmıştır. Bu sonuçlara dayanarak, öğretim elemanları, aşağıda
belirtilen değerlendirme modelini kullanabilirler.
Bu
değerlendirme modeli beş ana kavramdan meydana gelmektedir. Bunlar
değerlendirme yöntemini belirleme, plan, uygulama, analiz etme ve
gözden geçirmedir. Bütün bu beş basamak birbirleri ile bağıntılıdır.
Burada önce, genel olarak değerlendirmenin amacı belirlendikten
sonra etkili bir şekilde planlanır ve uygulamaya geçirilir. Daha
sonra hataları gözden geçirilerek etkili olup olmadığı analiz
edilir. Ayrıntılı olarak bu basamakların açıklanışı aşağıdaki
gibidir:
·
Değerlendirme Yöntemini Belirleme
Değerlendirme çalışmalarında formative ve summative değerlendirme
yöntemlerinin birlikte kullanılması araştırmadaki etkililiği
artırmaktadır. Formative değerlendirme daha çok olaylar sürekli bir
şekilde oluşurken yapılan faaliyetlerdir. Bu yöntem içinde
kullanabilecek bilgi toplama yöntemleri şunlardır: Mektup gönderme,
elektronik posta ve telefon etmedir. Summative değerlendirme daha
çok işlemler tamamlandıktan sonra kullanılır. Kullanabilecek
yöntemler açık uçlu sorular ve test maddeleridir. Ayrıca daha
derinlemesine inmek için bu değerlendirmede quantitative (nicel)
değerlendirme (Survey uygulama) ve qualitative (nitel) (gözlem ve
görüşme) araştırma yöntemleri kullanılmalıdır.
·
Dersin Hedeflerini ve Davranışlarını Gözden Geçirme
Burada yapılması gereken
iş, proje hedeflerinin neler olduklarını belirlemektir.
·
Öğrencilerin İhtiyaçlarını Belirleme
Değerlendirmeciler uzaktan eğitim projesinde bulunan öğrencilerin,
öğrenme ihtiyacı duydukları konuları belirlemeleri gerekmektedir.
Sınıfı oluşturan öğrencilerin genel özellikleri hakkında fikir
sahibi olması gerekmektedir.
·
Ne Tür Bilgilerin Toplanacağına Karar Verme
Burada
yapılması gereken iş, değerlendirmeyi etkili bir şekilde
sonuçlandıracak hatasız bilgilerin toplanmasıdır. Bu bilgiler,
teknolojilerin kullanım kolaylıkları, derste kullanılan yöntemleri
ortaya çıkarma, projenin ortam özelliğini ortaya çıkarma, derslerin
konularını belirleme, ödevler, testler, destek kurumu, öğrencinin
güdülenme durumu, başarı durumu, öğrencinin yeteneği ve öğretim
elemanı hakkında olmalıdır.
·
Bilgileri Toplama ve Analiz Etme
Bilgiler toplandıktan sonra istatistiksel yöntemler kullanılarak
bilgilerin analizi yapılması gerekmektedir. Elde edilen sonuçlara
göre bu projenin etkili olup olmadığı yani hedefleri gerçekleştirip
gerçekleştirmediği ortaya çıkarılabilir. Sonuçların bir dahaki
uygulamalara faydalı olması için rapora dönüştürülüp dosyalanması
gerekmektedir.
Yapılan
araştırma sonuçları bu yöntemin etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Çünkü her bir basamak etkili bir şekilde gözden geçirildikten sonra
uygulanmaktadır. Hataların anında düzeltilmesi, bilimsel yeterliliği
olan bilgileri ve sonuçları elde etmeye yardımcı olmaktadır.
B.5.3. Nirengi (Triangulation) Modeli
Yapılan uzaktan eğitim çalışmaları qualitative ve quantitative
bilimsel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı nirengi
yapıdaki uzaktan eğitim değerlendirme modelinin de
kullanılabileceğini ortaya koymaktadırlar.

Gözlem
Görüşme
Survey
ŞEKİL 9. Triangulation Modeli
Nirengi değerlendirme modelinde, quantitative (nicel) ve
qualitative (nitel) bilimsel araştırma yöntemleri birlikte
kullanılmaktadır. Bunun nedeni bazen nicel ve nitel bilimsel
araştırmalarda elde edilin bulgular gerçek durumları temsil
etmeyebilir. Bunun için gerçek durumları hatasız bir şekilde ortaya
çıkarmak için bu iki yöntem birlikte kullanılması gerekmektedir. Bu
modelde de belirtilen bu iki bilimsel araştırma yöntemleri birlikte
kullanılmaktadır. Bunun için bu değerlendirme modeli ile elde edilen
bilimsel araştırma sonuçlarının geçerliliği ve güvenilirliği
artmaktadır. Araştırmalarda elde edilen bulguların güvenirliği ve
geçerliliği birden fazla bilimsel araştırma yöntemleri ile test
edilmektedir.
İlk olarak, öğrencilere uzaktan eğitim uygulamaları,
sistem hakkında çeşitli soruları içeren survey hazırlanır.
Hazırlanan surveyin geçerliliğini ve güvenirliğini test etmek için
ön deneme yapılır. Ön denemede elde edilen bulgulara göre survey
üzerinde gerekli olan düzeltmeler yapılıp hazır hale getirilir. Daha
sonra uzaktan eğitim sistemi içinde bulunan öğrencilerin tümüne veya
uygun olarak seçilen örneklem içinde bulunan öğrencilere uygulanır.
Daha sonra, istatistiksel yöntemlerle toplanan bu bilgiler anlamlı
hale getirilir.
İlk yöntem olarak görüşme yöntemi kullanılır. Uzaktan
eğitim uygulamaları ve sistemi hakkında çeşitli öğrencilerle yüz
yüze veya telefonla görüşmeler yapılır. Bu görüşmelerde sorulacak
olan sorular daha önce uygulanan survey soruları ile eş değer
anlamları içermelidir. Bunun yanında dikkat edilmesi gereken diğer
bir konu, görüşmelere katılacak öğrenciler araştırma evrenini temsil
edebilmelidir. Mümkün olduğu ölçüde örneklem sayısını fazla tutmakta
fayda vardır.
Üçüncü yöntem olarak, gözlem yöntemi kullanılır. Gözlem
yöntemi ile öğrencilerin ve öğretmenlerin uygulamaları daha önceden
surveylede ve görüşmede belirlenen konular doğrultusunda olmalıdır.
Gözlem sonuçları rapor haline dönüştürülür. Uzaktan eğitim sistemi
hakkında elde edilen gözlem sonuçlarının,önceden elde edilen
bulguları desteklemesi beklenir.
Değerlendirme çalışmalarının sonucunda,quantitative(nicel)
(survey uygulama) ve qualitive (nitel) (gözlem ve
görüşme)yöntemleriyle elde edilen bulgular araştırmanın esas amacına
göre yorumlanmaya çalışılır. Belirtilen bu üç araştırmada
yönteminden elde edilen bulguların desteklemesi beklenmektedir.
C. SANAL EĞİTİM
C.1. Tanımı
Sanal eğitim, kısaca, sanal şekilde yaratıkmış
elektronik ortamda gerçekleştirilen eğitim olarak algılanabilir.
Tenolojiyi kullanım şekli esas alınarak, bu tür eğitime “internete
dayalı eğitim” ya da “on-line eğitim” de denilmektedir.
Sana eğitim, gelenksel eğitim ortamını hemen hemen tümü
ile değiştirmiştir. Bu yönü ile, eğitimde şimdiye kadar yaşanan en
büyük devrim olma potansiyelindedir. Yaratılan “çoklu ortamlı
elektronik kampüs”ler ile, eğitim hizmetlerinden yararlanmada var
olagelen mekan ve zaman sınırlamalarını tümü ile kaldıran, kapasite
ve öğretim elemanı sorununu büyük ölçüde çözerek erişimi
kolaylaştıran bir düzenleme getirilmiştir.
C.2. Sanal Sınıf
Sanal
sınıf, internette elektronik ortamda buluşan bir sınıftır ve
geleneksel düzeneği kökten değiştiren bir yapıdadır. Sanal eğitim,
sanal sınıf ortamında gerçekleştirilmektedir.
Sanal eğitimin başarısı, büyük ölçüde, sanal sınıf
düzenlemesinin, sanal gerçekliğin var olan potansiyelini en üst
noktada değerlendirebilen bir tasarım ve işletime
dönüştürülebilmesine bağlıdır.
Öğrenci
açısından sanal sınıf ile geleneksel sınıf uygulamalarındaki en
önemli fark “bulunma (presence)” kavramıyla açıklanabilir.
Klasik eğitimdeki “bulunma” kavramı, sanal eğitimde
yerini “telebulunma” kavramına bırakmaktadır. Belli bir mesafeden
katılma anlamına gelen telebulunma (telepresence), insanın teknoloji
ve öğrenme ortamlarıyla ilişkileri üzerinde önemli etkilere
sahiptir. Bu, gerçekte bulunulan mekandan farklı bir mekanda bulunma
duygusudur.
Bir çok aracı sistem, telefon da dahil, uzaktan katılma
duygusu vermektedir. İnternet tabanlı eğitimin tasarımcıları, etkili
ve çekici bir elektronik uzaktan eğitim uygulayabilmek için, gerçek
varlık duygusu yaratabilmeyi asıl amaç olarak ele almaktadır.
Telebulunmanın gerektiği gibi yürümesi için, tasarımın gerçek
bulunma psikolojisine uygun olaması gerekmektedir. Bulunma, duygusal
olduğu kadar, algısal olarak da rahatlıkla bağlantıyı sürdürmek,
aklen ve ruhen orada bulunmak anlamına gelmektedir.
Bu kavramın internete dayalı eğitimde özel bir yeri
vardır. Bu eğitim biçiminde, kişisel arası ilişkiler neredeyse
sadece metine (text) ve görüntüye dayalı olarak gerçekleşmektedir.
Ancak, uzaktan da olsa insani bir ilişki kurmak önemlidir. Bu
nedenle, bulunma duygusunu iyi anlamak ve programlarda ve derslerde
onu artıracak tasarım öğelerine yer vermek gerekmektedir.
Sanal sınıfın çekiciliği (iletişinin anındalığı,
ulaşılabilirliği, çeşitliliği ve internetin zengin veri kaynakları
vb. nedenler) pek çok insanı okula dönmeyi özendirmektedir.
Sanal sınıfın oluşumunda sanal sınıf teknolojileri
esasdır. Sanal sınıf, grup kullanımına yönelik yazılımlar,
listserv’ler, elektronik posta, www ve çok kullanıcılı ortamlar
kullanılarak, internette buluşan bir sınıftır. Grup kullanımına
yönelik yazılımlar esas olarak eş zamanlı bir ortamdır. Listserv ise
eşzamanlı olmayan bir ortamdır. Fakat elektronik posta gibi bazı
grup kullanımına yönelik yazılımlar da eşzamanlı olmayan şekilde
kullanılabilir. Sanal sınıf uygulaması için üçüncü bir teknololiji
olarak çoklu kullanıcı ortamları (multi user domain) da
kullanılabilir.
Grup kullanımına yönelik yazılım aynı zamanda
“bilgisayar destekli ortak çalışma” olarak da bilinir ve farklı
bilgisayarlarda aynı yazılım programını kullanan insanları
birleştirir.
C.3. Sanal Öğrenci
Geçmişte sınıfta ders işlerken öğretmen, pasif ve
bağımlı öğrenciye hitap etmekteydi. Sanal eğitim ile birlikte ortaya
konan yeni paradigmada öğrenci seçeneklere ve özerkliğe sahiptir.
Ancak bu seçenekleri kullanabilmesi ve özerkliğini sürdürebilmesi
için öğrenci, seçenekleri doğrultusunda bilinçli seçinler
yapabilmeli ve belirli bir otoriteye bağımlı kalmadan kendi öğrenme
ihtiyaçlarını kendisi saptayabilmelidir. Bilgisayar aracılı iletişim
(Computer Mediated Communication, CMC) öğrencinin kendi öğrenme
biçimlerini, bağımsız öğrenme stratejileini geliştirmesi için bir
araç olabilir. Sanal ders bağlamında öğrenci, deneyimleri ve
uzmanlık konularını diğer öğrencilerle paylaşabilir. Bilgisayarlı
konferans uzaktan eğitim öğrencilerine ortak projeler yapmak için
önemli teknikler sunmaktadır. Bu ortam görece olarak statülerden
arındırılmıştır ve gerçekten özerk öğrenci modeli oluşturmaya
yatkındır. Ancak uygulamada bazı aşılması gereken engeller
bulunmaktadır,
Birincisi, internet teknolojisine evden ulaşaım henüz
yeterince yaygı değildir. İkincisi, CMC’nin uzaktan eğitimde
kullanmıyla birlikte micro-computer workstation (mikro bilgisayar iş
istasyonu) teknolojisinin, özellikle de kelime işlemci, hyper-text,
organizer ve grafik kullanımını iletişimle birleştiren paket
programlarının gelişmesi gerekmektedir. Üçüncüsü, teknolojinin
kalıtsal olarak öğrenci merkezli eğitim ortamını desteklemesine
karşılık eski öğrenme ve öğretme biçimleri hala baskın gelebilir.
Her yerde ve her zaman eğitim ve öğretim fırsatı sunan sanal eğitim
uygulamaları ile, elektronik öğrenme , özellikle kişisel bilgisayar
teknolojisine dayanan, yer ve zaman sınbırlamalarını kaldıran,
eğitime her kesime yayan bir uygulamadır.
Öğrencinin okula değil, okulun ve eğitim seçeneklerinin
öğrenciye götürüldüğü bir düzenleme olan sanal eğitimde adayın
bilgisayar okuryazarı olması dışında bir ön koşulla
sınırlandırılması gerekmeyebilir. Hatta o kadar ki, girişte elemeler
yerine , yalnızca başarı sınavları yapılmalrı yetinebilir.Böylece
herkese kendi ilgi ve yeteneği ölçüsünde ilerleme olanağı verilmiş
olur.Yni kimi tam zamanlı kimi yarı zamanlı ,kimi normal zamanda
kimi daha uzun ve kimi daha uzun zamanda programı bitirme
koşulları yerine getirilebilir. Bundan da rahatsızlık duyulması
sözkonusu olmaz.
Klasik eğitimde, sınıfa gidip gelerek sınıfın bir
parçası haline gelinir. Sanal ortamda bunun sağlanamayacağı
düşünülürse de, gerçeğin hiç de böyle olmadığı anlaşılmaktadır.
Zira, internet öğrencisi, daha planlı ve daha etkileşimli
sağlayabildiği için sınıf ile daha çok ve kolay
özdeşleşebilmektedir. Kuşkusuz, ilgisizlik nedeniyle, sanal sınıftan
kopanlar da olmaktadır.
C.4. Eğitim Hizmetlerinin İnternetten Sunulması
C.4.1. Teknoloji İle Gelen Küreselleşme
İnsanlık tarihinde, iletişim alanında,
küreselleşmeyi bu ölçüde kolaylaştıran, internet dışında bir başka
teknoloji henüz geliştirilememiştir. Halen insanlık, bölgesel,
ulusal ya da uluslar arası ağ yoluyla milyonlarca insanı
ilgilendirdiği ifade edilen ve her geçen saniye hızla büyüyen bir
sistemle karşı karşıyadır.
Temel işleyişi iletişime dayalı olan eğitim sektörünün böyle bir sisteme
duyarsız kalması beklenemez. Şimdiden, internetin eğitime önemli
yansımaları olmuş ve konu, eğitimcilerin üzerinde önemle düşünmesi
gereken bir olgu halini almıştır.
C.4.2. Sunuş Biçimleri
Eğitim, internetten farklı şekillerde sunulabilir:
e-mail, aracılarla oluşturulmuş sınıf, web ulaşımı, MUD, MOO ve chat
gibi.
Elektronik postaya dayalı sunuşlarla ilgili akademik
çalışmalar, internet hizmetlerini, geleneksel uzaktan eğitim
yöntemlerini geliştirmek amacıyla kullanmayı amaçlamaktadır. E-mail
yoluyla ödevler alınmakta ve gönderilmekte, posta adreslerine üye
olunabilmekte ve haber grupları izlenebilmektedir.
Aracılarla oluşturulmuş sınıf çalışması (mediated
classwork) ile birlikte sanal sınıfların ortaya çıktığı
görülmektedir. Bu yolla, grup halinde ödevler hazırlanmakta ve belli
gruplarla e-mail yazışmaları yapılabilmektedir.
Web (www) ulaşımında, bir tıklama ile dünyanın dört bir
yanındaki veri kaynaklarına – üniversitelere ve kütüphanelere
ulaşılabilmektedir. Web sayesinde internetin yeni ufuklarında yeni
yaklaşınlar geliştirilmektedir ve bu da sanal eğitime yeni boyutlar
kazandırmaktadır.
MUD, MOO ve chat, çok kullanıcılı ortamlar ve onun belli
bir konuya odaklanmış şekillerini ifade etmektedir. MOO (Multi
Object Oriented), belli bir ev sahibi alanda canlı etkileşimde
bulunmak anlamına gelmektedir. Burada katılımcılar eşzamanlı olarak
bağlanmaktadırlar (logged on). Bu biçimler iletişime anındalık ve
kendiliğindenlik (immediacy ve spontanity) katmaktadır. Bunlar
öğretmene uğraşılması zor bir arayüz ve öğrenciye de interneti bira
daha yakından tanıma zorunluluğu getirmektedir.
İnternetteki ilişkiler, geleneksel sınıf ortamındaki öğrenci – öğretmen
ilişkisinden çok farklıdır. Özellikle öğretmene ve program
tasarımcısına yeni ve büyük görevler yükler.
C.4.3. Okullarda İnternet Kullanımı
İnternet ve çoklu ortam teknolojisi, son zamanlarda
, gerek kullanıcı sayısındaki artış gerekse teknoloji olarak, çok
hızlı bir ilerleme kaydetmektedir. Çoklu ortamın belki de en yaygın
kullanıldığı ortam eğitimdir.
Çoklu ortamın eğitimde kullanılması ile, eğitim ortamında önemli
değişiklikler meydana gelmiştir.Herşeyden önce öğrenciye sunulanlar
açısından “materyal zenginliği” yaşanmaktadır. Eğitim
materyallerinin yazı, grafik, ses,animasyon gibi çoklu ortam
bileşenleri halinde bilgisayar üzerinde kullanıcıya sunulması
gerçekleşmiştir.Internet ile öğrenciye, geleneksel olarak
verilebilenden çok daha fazla kaynak sunulabilmiş; öğrenme-öğretme,
ölçme-değerlendirme süreçlerinde devrimsel değişmeler yaşanmıştır.
Internet uzaktan eğitim konusunda da çok güçlü kaynaklar sunmaktadır. Bu
amaçla, internete dayalı eğitim çok çeşitli biçimler alabilmektedir;
özel öğretmenlik, sanal sınıf, yazışma biçiminde dersler, proje
bazında eğitim ve olgu bazında eğitim gibidir.
D. SONUÇ
Ülkelerin kalkınma sürecinde eğitimin çok önemli bir
yere sahip olageldiği bilinmektedir.İnsanlığın varoluşundan beri
önemsenen ve çeşitli uygulamalara konu olan eğitim, son yıllarda,
isteyerek ya da istemeyerek, en çok teknolojik gelişmelerden
etkilenmektedir.
Teketekten toplu derslere varan geleneksel eğitimler yanında,
zamanla, mektupla, radyo ve televizyonla yapılan uzaktan eğitim
uygulamalrı ortaya çıkmıştır. Bunlar, kimi zaman geleneksel sisteme
ek “yardımcı unsurlar” olarak, çoğu zaman da onlara alternetif
utgulamalar şeklinde olmuştur.
Yirminci asrın son çeyreği, iletişim teknolojilerindeki
devrimsel gelişmelere tanık olmuştur. En son ve en etkili
teknolojilern başında sayılabilcek internet, tüm toplumlar için çok
önemli bir ortam oluşturmuştur.Bu teknoloji, henüz halk tarafından
ve etkin olarak kullanımı yirmi yılı bile bulmayan kısa tarihi
içinde, bilimsel araştırmalardan sağlığa, ticarete, haberleşmeye
kadar hemen her alanda, hayatın bir parçası haline gelmiştir. Diğer
tüm sektörlerin insan kaynakları alt yapısını hazırlayan eğitim
sektörünün de bu teknolojiyi öğrencilerine yaşatması kaçınılmazdır.
Bu nedenle internet teknolojisi diye özetlenebilecek olan bu
gelişmeler, eğitim ve özellikle de yüksek eğitim sektöründe de hızla
uygulama alanı bulmaya başlamıştır. Bu anlamda en son gelişme
“sanal eğitim” ve “sanal üniversite” uygulamlarıdır.
Sanal eğitim, elektronik ortamda yapılan eğitimdir. Buna
“on-line eğitim” denmektedir. Katılımcılar sanal sınıf
ortamında buluşmakta, iletişim, tümü ile, nesne ve görüntüye dayalı
olarak yürütülmektedir. Sınıfta bulunma yerine telebulunma
sözkonusudur. Bu yönleri ile, sanal eğitim, yer ve zaman
sınırlamalarını tümüyle kaldıran, kapasite ve eğitici gereksinimini
büyük ölçüde çözerek erişimi kolaylaştıran bir düzenlemedir.
Uygulama için askari teknolojik alt yapı koşulları vardır.
Sanal eğitim, eğitimde geniş kitlelere ulaşmayı
kolaylaştıran “kitlesellik”, faklı ilgi ve yeterlikteki
katılımcılara özel hizmetler sunabilen “bireysellik” ve gerek
hizmet sunucuları gerekse kullanıcıları itibariyle uluslar arası
katılımlara açık olmasıyla “küresellik” özelliklerini
birlikte taşıyan bir uygulamadır.
Sanal üniversite uygulamalarında, bu teknolojilerin
geliştirildiği ülkelerin ve bu teknolojilere yatkın alanların, bu
teknolojilerin eğitime yansıtılması çalışmalarında da öncülük
yaptıkları gözlenmektedir. Bu anlamda en yaygın uygulama örnekleri
ABD’dedir. Ülkemizde de ilk olarak ODTÜ bünyesinde sanal eğitim
uygulamaları başlatılmıştır.
Hızlı teknolojik gelişmeler nedeniyle, “bilgide hızlı
eskime” söz konusudur. İnternet teknolojisi ile, sanal eğitim,
“yaşam boyu eğitim” felsefesini söylemden eyleme aktarabilmeyi adeta
olanaklı hale getirebilme potansiyeli taşımaktadır.
Geleneksel olarak “pasif kalabilen” öğrencinin, artık
“aktif katılımı” sistemin zorunlu bir gereği haline gelmektedir. Bu
yönü ile de, geleneksel sistemlerin “ezberci” eğitimi yerine,
“araştırıcı” yaklaşımın doğal sonucu olan, gerçek öğrenmeden söz
edilebilmektedir.
KAYNAKÇA
-
“Online Education,” http://www.online.edu./index.htm
-
İçtem Özkaya, Halil Kolsuz ve Veysi İşler, “DANS: İnternete Dayalı
Asenkron Öğrenme,”
http://ceng.metu.edu.tr/~işler
-
M.Turoff and S. Hiltz, “Foreword,” Online Education. NY.,
1990.
-
Veysi İşler, “Sanal Üniversite,”
http://ceng.metu.edu.tr/~işler
-
“Seton Hall Virtual University,”
http://www.setonhall.edu
-
Aytekin İşman, “The History of Distance Education in the World:
Where Does Distance Education Come From,” Uzaktan Eğitim,
1998
-
Cevat Alkan, Açık Eğitim: Uzaktan Eğitim Sistemlerinin
Karşılaştırılmalı Olarak İncelenmesi (Ankara: Ankara
Üniversitesi Yayınları, 1987)
-
Şahin Karasar, Sanal Yüksekeğitim: Yeni İletişim
Teknolojilerinden İnternetin Kullanımı, Doktora Tezi, Anadolu
Üniversitesi, Eskişehir, 1999
*Gazi Üni. Kua. ve Güzellik Bilgisi Eğt. ABD yüksek lisans öğrencisi
|