Online
KOZMETOLOJi DERGiSi

Sayı: 1, Cilt 1, Yıl: 2002

UÇUK (HERPES SİMPLEX)

 

Uçuk yada Herpes Simplex, HSV adı verilen bir virüsün oluşturduğu bulaşıcı/ infeksiyöz bir hastalıktır. Özellikle deride toplu halde içi su dolu kabarcıklar ile karakterizedir.Bu su dolu kabarcıklar, çoklukla ağız ve çevresi,burun ile etek bölgesinde çıkar.Çıkan kabarcıklar en geç 2 hafta içinde kabuk bağlayarak iyileşir, ancak periyodik olarak nüksetmeye eğilimlidirler. Kabarcıklarda yanma hissi vardır. Özellikle yeni doğan bebeklerde, kronik hastalığı olanlarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde ciddi seyredebilir, ölümcül olabilir.

Herpes grubu virüs infeksiyonlarının 8 tipi vardır. Bunlardan HSV Tip1 ve HSV Tip2 uçukdan sorumludurlar, HSV Tip3 ise Kuşak Hastalığı (Zona) ve Su Çiçeğinin etkenidir.(Varicella Zoster Virüs-VZV)

HSV Tip1, çocukluk döneminde alınır, virüsü cildinde barındıran yakın çevredekiler ve aile bireyleri tarafından temas yoluyla bulaşır. Öpüşme ve ortak kullanılan malzemeler (havlular, çatal ve kaşık gibi) ile aktarılır. En sık dudak,ağız ve çevresi,çene ve yanaklara yerleşir.Virüsle temasdan kısa bir süre sonra; önce kızarıklık, ardından kızarıklığın üzerinde içi su dolu iğne başı büyüklüğünde 1-2 cm2’lik bir alanı kapsayan veziküller (içi su dolu kabarcıklar) gelişir. Derinin bütünlüğünün bozulduğu durumlarda, açık yara, sıyrık ve çatlaklardan daha kolay girer ve şiddetli yanma yapabilir.

KLİNİK: Primer (ilk) İnfeksiyon, virüsün vücuda ilk defa girdiği durumlar için geçerlidir ve virüse maruz kalan bireylerin ancak %10’unda 2 gün ile 3 haftalık bir kuluçka döneminin ardından gelişebilir. İçi su dolu kabarcıkların (veziküllerin) sayısı, kişinin bağışıklık durumu ile kendi kendine bulaştırma (havluyla sürterek veya eliyle oynayarak) durumuna göre değişebilir. Normalde 1cm2’lik bir alanda çıkarken nadiren tüm yüzü kaplayabilir. Su dolu kabarcıklar hemen sulanarak kabuk bağlayabilirler ve en geç 2 haftada iyileşirler. İyileştikten sonra, önce kırmızı,daha sonra hfif kahverenkli bir leke bırakabilir. Nadiren uçuk üzerinde ikincil bir bakteri infeksiyonu (bakteri) oluşabilir. Bu durumda altın sarısı bir kabuk bağlar ve iyileşme gecikebilir. Virüs vücuda yerleştikten sonra bölgedeki sinir hücrelerinin içine girer ve orada sessizce durur(uyur). Hastaların ¼ ‘ ünde nüksetmeye meyil vardır. Özellikle stress, adet dönemi, uzun süreli güneşe maruz kalma, doku zedelenmesi A-vitamini ve türevlerinin dıştan ve ağızdan kullanılması, diyet ve perhizler ile ateşli hastalıklarda virüs uyanarak genellikle ilk girdiği yerde yeniden oluşabilir. Ancak Nüksler Primer (ilk) infeksiyona nazaran daha hafiftir. Nükslerin nezaman oluşacağını her zaman önceden kestirmek mümkün değildir.

HSV Tip2 (etek uçuğu) vücudun genellikle etek bölgesini özellikle de vajen,penis ve rahim ağzını tutar. Bulaşlı kişi ile temasdan 2 gün ila 3 hafta içerisinde çıkar. Cinsel temas en sık görülen bulaşma şeklidir. Etek bölgesindeki ülserasyonların en sık görülenidir. Amerikan istatistiklerine göre her 5 kişiden 1’I hastalığı almış görünmektedir. Çok eşli aktif cinsel hayat, uyuşturucu kullanma, bir başka cinsel temasla bulaşan hastalığa yakalanma, düşük, sosyal-ekonomik koşullar, ileri yaş ve kadınlarda daha sık görülür. Ancak erkeklerden kadınlara bulaşma oranı daha yüksektir. Etek uçuğu genelde pek farkedilmez. Aylar sonra özellikle uçuk ataklarının başlamasıyla farkedilir. Tıpkı dudak uçuğunda olduğu gibi ilk ataktan sonra virüs sinir hücrelerine saklanarak vücudu zayıf yakaladığı durumlarda (yukarıda bahsedilmişti) yine ortaya çıkar. Yanma ve ağrı belirgindir. Temasla daha da artabilir. Vagen ve rahimağzını tutan lezyonlarda akıntı ön planda olabilir.Kasık bezelerinde de şişme olabilir.Sekonder infeksiyon riski yüksektir. Etek uçuğu, dudak uçuğuna nazaran daha inatçıdır.Nüks oranıda daha yüksektir (sıktır). Ancak HIV(+) kişilerde virüsün hücre içinde saklanarak belirti vermeyebileceğini unutmamak gerekir. Tip1 ve Tip2, nadiren yer değiştirebilir. Ancak Tip1 ve Tip2 birarada da bulunabilir.

TANI: HSV İnfeksiyonlarına;

Öyküden

Klinik bulgular

Laboratuar bulguları ile tanı koyabiliriz.

Laboratuar testleri arasında yaradan sürüntü ile yapılacak kültür çalışmaları vardır.

Sitolojik tanıda HSV Tip1 ve Tip2’ye karşı oluşmuş Antikorların varlığı ve PCR Ayırıcı tanıda frengi, fix ilaç allerjileri, travma, temas allerjileri düşünülmelidir.

TEDAVİ:

Öncelikle bulaş kaynağı belirlenebilirse uzaklaştırılmalı

Vücud direncini azaltan durumlar elimine edilmeli (hastalık,stress)

İnfeksiyon (bakteriyel) varsa tedavi edilmeli (antibiotikler)

Öpüşme ve temasdan kaçınılmalı

Anti-Viral ajanlar (acyclovir veya yeni türevleri) ağızdan ve dıştan verilmelidir.

Nükseden olgularda uzun süreli düşük doz (idame tedavi) anti-viral ajanlar, böbrek ve kan kontrolleri yapılarak önerilebilir.

Herpes aşısı ile ilgili çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir.

Uçuğu olanlar temizlik sonrası kağıt havlu kullanmalı ve kurulama işlemini sürtmeden yapmalıdırlar.

BULAŞMA: Ülkemizde HSV infeksiyonlarının sıklığı ile ilgili maalesef yeterince istatistik yoktur. Ancak dudak uçuğunun daha sık olduğu bilinmektedir. Bulaşma, uçuk taşıyan kişi ile direk temasla olur (öpüşme, cinsel temas). Ancak Tip2’yi taşıyan kişilerde görünür döküntü olmaksızında bulaşma olabileceğine dair bulgular vardır. Bu nedenle cinsel temas sırasında prezarvatif kullanmak en koruyucu yöntemdir. Taşıyıcıların idame tedavi oluyor olmaları bulaşma riskini azaltır.

KOMPLİKASYON: HSV, derinin dışında en çok gözü tehdit eder. Keratit yapabilir, yerleşirse gözde ağrı, ışığa hassasiyet, akıntı yapar. Ancak anti-viral ilaçların ağızdan erken alınması bu durumu engelleyebilir

HSV’nin doğumu yakın hamile kadınlarda oluşması, yeni doğana bulaşma olasılığını arttırır. Özellikle etek uçuğunda, gebe anne ilk(primer) HSV infeksiyonuna yakalanırsa, bebek çok zarar görebilir. Bu nedenle etek uçuğu olanlar, durumlarını doktorlarına söylemelidirler. Yeni doğanların etek uçuğu olanlarlada yakın teması önlenmelidir.

HSV infeksiyonları ağır hastalığı olan (kanser, organ transplantasyonu, vb.) ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde çok ağır seyredebilir. Menengit ve döküntülerin çok fazla yayılmasına ve bölgesel şişmelere (ödem) neden olabilir.

KAYNAKLAR:

Pereira FA, Herpes Simplex: Evolving Concepts / Journal of American Academy of Dermatology, October, 1996, pg.503-522

Brown TJ, Yen-Moore A, Tyring S, An Overview of sexually Transmitted Diseases-I. Journal of American Academy of Dermatology, 1999, pg.523-526

Herpes Simplex Pamphlet, AAD, 2000

http://www.herpes.org.nz

 

Dr.Celalettin R. Çelebi

 

Tel: 0(312) 207 90 00
Tel: 0(312) 317 02 85

Email

Ana Sayfa